May 26

KUŞKAYASI KÖYÜ, Camii Bahçesi, Öğle Namazından sonra

¤ Merhaba Kuşkayalılar…
¤ Merhaba Kuşkayasını sevenler…
¤ Merhaba Kuşkayalı olup Kuşkayasından uzak kalanlar…
¤ Sitenizde ihtiyaç duyabileceğiniz bilgiler, şiirler, Kuşkayası ile ilgili çok sayıda bilgiyle beraber birbirinden güzel arkadaşlarımızın çektiği güncel fotoğraflar var. Bilgi ve fotoğrafları bilgisayarınıza indirerek kullanabilirsiniz.
¤ Fotoğrafları ticari amaçla kullanmayı istemeniz halinde bedelini ödemeniz gerekmektedir.
¤ Elinde sitede olmayan Kuşkayası fotoğrafı, Kuşkayası Köyü konulu şiiri bulunup Kuşkayalı dostlarıyla paylaşmak isteyenlere kapımızın açık olduğunu biliyorsunuz…

KuŞkaYaSı TeaM of  KoMBeCi

Haz 25

11 Ayın Sultani Hosgeldi…!

kuskayasi koyu ramazan

Onbir ayın sultanı Ramazan yaklaşıyor. Üç ayları kandilleriyle süsleyen mübarek Regaib ve Mirac gecelerini bir bir geride bırakıp beratımızı da alarak, gelişiyle müminleri sevinç gözyaşlarına garkeden sevgili orucumuza, iftarımıza, sahurumuza, teravihimize, mukabelemize ve bayramımıza kavuşmaya doğru hızla koşuyoruz. Tüm inananları bu kutlu maksuda hayır ve afiyetle ulaştırmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

Biz Müslümanlar Ramazan ayını çok seviyoruz. Çocuklarımız da aşıklar bu aya. Hatta başka dinlere mensup insaflı tüm insanlar da hayrandır bu aya. Yüce dinimiz İslam’ın ve medeniyetimizin yüz akıdır Ramazan.

Ramazan tam bir yardımlaşma, bereket ve rahmet ayıdır bilene. Her hayır sağanak sağanak yağar bu ayda imanlılar üstüne. Çünkü Kur’an-ı Kerim iki cihan güneşi sevgili Peygamberimize (sas) Ramazan ayında inmiştir. Şerefliler şerefli zaman ve mekanları mesken tuttukları için bin aydan daha hayırlı Kadir gecesi de bu aya gizlenip konuk olmuştur. Şerefi nihayetsiz Kur’an-ı Kerimi bunun için Ramazanda her zamankinden daha çok okuyor, hatimler indiriyor, bu dünyadan göçmüş yakınlarımıza bağışlıyor, dualar ediyoruz. Şerefi nihayetsiz oruç, tam bir kulluk timsalidir ve Cenab-ı Allah’ın “oruç benimdir, karşılığını da ancak ben takdir edip vereceğim” fermanıyla ücreti nihayetsiz bir ibadet ve itaate dönüşmektedir. “Artık ye ve iç” şeklindeki ilahi emir gelmeden, su ve ekmeğe elini katiyen uzatamayan bir davranıştan daha güzel bir kulluk, daha gerçekçi bir teslimiyet ve aidiyet düşünülebilir mi? “Allahım ben sana aidim, dilim sana ait, elim sana ait, ağzım sana ait, sahip olduğum her şey sana ait, sen ne emredersen o” manasına gelen oruç ibadeti, kıymet bilene hakikatli bir lütuftur.

Açlara, yoksullara, kimsesizlere merhamet ve şefkat duygularıyla el uzatmanın, iftar sofralarımızı kardeşlerimizle paylaşmanın şükür ve huzurunu öğrenir ve yaşarız bu ayda. Ahlakımızın, söz ve davranışlarımızın nazikleştiği, inceldiği, karıncayı dahi incitemez bir nebevi rikkate eriştiğimiz bu ayda, dini ne olursa olsun komşularımızı daha müstesna bir alakayla memnun etmeli, onlara iftar sofralarımızda yer ayırmalı, bizim mutluluk ve samimiyet kıvılcımlarımızla neşe duymalarını sağlamalıyız. Bizim O’na ait olduğumuz, hepimizin Adem’den geldiği, onun da topraktan yaratıldığı gerçeğini bir ayrı tadarız bu ayda. “Artık yiyip içebilirsin” fermanını beklediğimiz iftar sofralarının o bereketli dakikalarında tüm insanlığın, her şeyin Sahibi Bir’e iman edip teslim olmanın tattırdığı o eşsiz barış ve huzur duygularını tatmalarını dileriz yüreklerimizin derinliklerinde.

Hasılı Ramazana aşık bizler onu karşılamaya hazırlık yapmalı, o gül misafire evimizi ocağımızı temizleyip süslemeli, yürek evlerimizi O’nun sımsıcak inanç ve itaatini bekler hale getirmeliyiz.

Bu duygularla bütün kardeşlerimi bereketli zaman dilimlerinden haberdar olmaya davet ediyor, sevgi ve saygılarımla selamlıyoruz.

hos_geldin_ya_sehr_i_ramazan_kuskayasikoyu

Nis 29

Regaip Kandilinizi Tebrik ederiz.

regaip kandili 2014 Persembe gününü Cumaya baglayan Gece Üc Aylarin ilki Recep ayinin ilk cuma gecesi Regaib Kandilidir.Tüm Cemaatimizi Camimizde yapilacak programa davet ediyoruz.

 

REGAIB GECENIZI TEBRIK EDER, CEMAATIMIZ, ÜLKEMIZ, ISLAM VE INSANLIK ALEMINE HAYIRLAR GETIRMESINI RABBIMIZDEN NIYAZ EDERIZ…

KÖMBECI TEAMregaib-kandili-kutlama-2014

Nis 01

Afşinimize Hayırlı Olsun !!!

mehmet fatıh guven afsin secim sonuclari

 

Hayırlı Olsun !

Mehmet Fatih GÜVEN Kimdir ?

1968 yılında Afşin / K.Maraş’ ta doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Afşin’de tamamladı. Lisans eğitimini Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde, Yüksek lisan eğitimini ise Bahçeşehir Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünde, KENTSEL SİSTEMLER VE ULAŞTIRMA YÖNETİMİ alanında tamamladı. Küreselleşme Sürecinde Sakin Şehir Hareketinin Metropoliten Kentlerde Uyunabilirliği konusunda araştırma yaptı.

Meslek hayatına 1994 yılında Gelirler Genel Müdürlüğünde Vergi Denetmen Yardımcısı olarak başladı. 1997 yılında Vergi Denetmenliğine atandı. 1997-2005 yılları arasında Malatya Vergi Denetmenleri Başkanlığı sorumluluk alanında bulunan illerde Bakanlık onayı ile vergi incelemesi, teftiş ve soruşturmalar yaptı. 2005 yılında Gelir İdaresinin yeniden yapılandırılması çalışmaları kapsamında kurulan Malatya Vergi Dairesi Başkanlığına bağlı Denetim Koordinasyon Müdürlüğünün kuruluş çalışmalarında bulundu. 2006-2009 yılları arasında Vergi Denetmenleri Başkanlığı yaptı. 2009 mahalli seçimlerinin ardından Temmuz 2009 tarihinde Malatya Belediyesi Başkan yardımcısı olarak atandı.

Malatya belediyesi kurumsal yapısının sağlıklı hale getirilmesi ve işlerlik kazanması konularında çalıştı. Mali İşler, Gelir, Makine İkmal, İhale, Satın Alma, Bilgi İşlem, idari işler, Emlak ve İstimlak müdürlüklerinin reorganizasyon çalışmalarını yaptı. Mesleki dergilerde vergi konusunda makaleleri yayımlandı. Malatya Belediyesi Kent Bilgi Sistemi (Yönetim Bilgi Sistemi ve Coğrafi Bilgi Sistemi – E-İmar, Kent Rehberi vb.) ve Altyapı Bilgi Sisteminin kurulması ve işlerlik kazanması için çalışmalarda bulunan Mehmet Fatih Güven, evli ve iki çocuk babasıdır.

Malatya Belediyesi’nden Afşin’e Belediye Başkanlıgına

Malatya Vergi Dairesi’nde 15 yıl Vergi Denetim elemanı olarak, 5 yıl Vergi Denetmenler Başkanı olarak görev yapan Mehmet Fatih Güven, Bahçeşehir Üniversitesi’nde yüksek lisansını kentsel sistemler ve ulaştırma alanında yaptıktan sonra Malatya Belediyesi’nde, Mali Hizmetler, Destek Hizmetleri, Makine İkmal, Emlak-istimlak, bilgi işlem, Satın alma, ihale birimi ve idari işlerden sorumlu başkan yardımcısı olarak 4 yıldan beri görev yapıyor.

Malatya Belediyesi’ndeki görevinden istifa ederek Afşin ilçesinde Belediye Başkanlığı’na AK Parti’den aday adayı olacağını açıklayan Mehmet Fatih Güven, “Malatya’da edindiğim tecrübe ve birikimimi doğup büyüdüğüm memleketim Afşin’de hayata geçirmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

 

Mar 04

C-D VE E SANTRALLERİ İÇİN FİZİBİLİTE ÇALIŞMALARI BAŞLADI

termik3C-D VE E SANTRALLERİ İÇİN FİZİBİLİTE ÇALIŞMALARI BAŞLADI

Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasında 3 Ocak 2013 tarihinde imzalanan, ‘Afşin-Elbistan Bölgesinde Linyit Kömürü Madenciliği ve Elektrik Üretimi Alanında İşbirliğine Dair Hükümetlerarası Anlaşma’nın ardından, Alman Rainbow Firması fizibilite çalışmalarına başladı.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin devlet firması olan TAQA tarafından yapılacak olan 12 milyar dolarlık enerji yatırımının ayrıntıları netlik kazanmaya başladı. TAQA yöneticileri, santrallerin kurulacağı mevkiler ve yapılacak işlemler hakkında bilgi verdiler.

Afşin-Elbistan C, D ve E Termik Santrallerinin yapılacağı alanların belirlendiğini ve bu amaçla bazı karayolları ile enerji iletim hatlarının kaldırılacağını belirten yetkililer, C santralinin 6+2 ünite altyapısı ile inşa edileceğini, 6 ünitenin C santrali, daha sonra ilave edilecek 2 ünitenin ise D santrali olacağını belirttiler. 6 üniteli C santrali 2 bin 100 MW kurulu güce sahip olacak.

D santrali olarak eklenecek olan 2 ünite ise 700 MW kurulu gücü ile tek bir santral görünümünde olacak olan C ve D termik santrallerinin toplam kurulu gücü 2 bin 800 MW’a ulaşacak. C termik santrali, Afşin’e bağlı Yazıbelen ve Hurman köyleri ile Bakraç ve Çobanbeyli kasabaları arasında, Çöllolar kömür havzasına kadar uzanan bir alanı kapsayacak ve 1 milyar 100 milyon ton linyit kömürü bulunan bir havzayı kullanacak.

D termik santrali ise, yaklaşık 350 milyon tonluk bir havzadan üretilen kömür ile elektrik üretimi yapacak. Elbistan sınırları içerisinde yer alacak olan E termik santrali, Kışlaköy ile Çöllolar kömür sahasının güneyi arasında yer alacak. Santral nedeniyle mevcut karayolu ve su hattı ile yüksek gerilim hatları kaldırılarak, başka alanlara kaydırılacak. Santrallerin su ihtiyacı ise, yapımı tamamlanacak olan Karakuz Barajı’ndan sağlanacak.
Afşin-Elbistan C, D ve E Termik Santrallerinin kömür ihtiyacı, A termik santralinin kömür sahası olan Kışlaköy kömür sahasında olduğu gibi döner kepçeli ekskavatör (bager), bant yolları ve dökücü (apses) sistemi ile çıkarılacak. Kışlaköy kömür sahasından yılda 20 milyon ton kömür üretilirken, yeni yapılacak olan santraller için yılda 40 milyon ton kömür üretimi gerçekleştirilecek.

Afşin-Elbistan bölgesinde 12 milyar dolarlık yatırımın startını veren Birleşik Arap Emirlikleri, fizibilite çalışmaları için, dünyanın en önde gelen firmalarından biri olan Alman Rainbow ile anlaşma yaptı. Rainbow, fizibilite çalışmalarına başlarken, bu çalışmaların 6 ay içerisinde tamamlanması bekleniyor. Santral ve kömür çıkaracak olan makinelerin siparişleri de verilirken, makinelerin 2-3 yıl içerisinde geleceği tahmin ediliyor. Diğer yandan yeni santraller için ilk kazmanın 3 yıl içerisinde vurulması bekleniyor.

Afşin-Elbistan C, D ve E Termik Santrallerinin yapılacağı alanlarda yaklaşık 6 ay sonra, kömürün susuzlaştırılması için sondaj çalışmalarına başlanacak ve sondajlardan çıkan suyun deşarjı için drenaj kanallarının yapımına başlanacak.

 

Kaynak: mehmet dalkilinc

Şub 19

Fazlı Aydoğan: “EÜAŞ, İki Şehrin Isıtmasını Ücretsiz Yapmalı”

fazli_aydogan

Afşin Belediye Başkanı Fazlı Aydoğan

Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri Arasında imzalanan anlaşma ile Afşin-Elbistan Bölgesi’ne yeni termik santraller yapılacak. Afşin Belediye Başkanı Fazlı Aydoğan, bölgemizdeki mevcut santrallerin faydasından çok zararı olduğunu, bu durumun yeni yapılacak olan santrallerde değişmesi gerektiğini belirterek bölgenin santrallerden en iyi şekilde yararlanması gerektiğini söyledi.

“Devlet, Enerji kaynaklarını Mutlaka Kullanır”

Santraller nedeniyle değerli tarım arazilerin elden çıktığını, bununla birlikte santrallerin havaya bıraktığı zehirli gazların asit yağmuru olarak bölgenin üzerine yağdığını belirten Aydoğan; “Bütün bunları telafi edebilecek ekonomik katkının da EÜAŞ tarafından gerçekleştirilmemesi üzücü. Oysaki EÜAŞ, bu iki şehre de büyük katkılar yapmak zorunda. Ama şu ana kadar hiçbir şey yapmadılar. Enerjisiz hayatı artık hiçbirimizi kabullenemeyiz. İster aydınlatmada, ister soğutmada, ister asansörde hangi alanda hangi şeyi düşünürseniz düşünün enerjisiz bir hayat kabullenemez. O halde enerji üretilecekse devlet mutlaka enerji kaynaklarını kullanır. Burada bizim artık enerjinin olmamasıyla ilgili bir mücadelemiz karşılık bulmaz. Bu kaderimizi doğruya, verime nasıl çeviririz en iyi şekilde bölge bundan nasıl faydalanabilir onu düşünüp, onun mücadelesini vermeliyiz” dedi.

“EÜAŞ, İki Şehrin Isıtmasını Ücretsiz Yapmalı”

EÜAŞ’ın ‘ben toprakları alırım, kömürü çıkarır elektriği üretirim başka şeye aklım yetmez’ zihniyetiyle hareket ettiğini söyleyen Aydoğan; “Ama burada bir hayat var, tarih var. Burada topraktan çok daha kıymetli bir şey var. Enerjiyi elde et ama o bölgeye verdiğin bu maddi ve manevi zararı bir şekilde o topluma tanzim et. Bir ticaret yasası var ‘denkleştirme’ diye. O bir çıksaydı. O yasaya göre bir sanayi yatırımı o bölgeye zarar veriyorsa o topluma hizmet olabilecek şeyleri ücretsiz yapacak. Bildiğim kadarıyla yasa çıkmadı veya bu madde çıkmadı. EÜAŞ Genel Müdürlüğü’nün bu bölgenin iki şehrinin ısıtılmasını ücretsiz yapması lazım, . Ancak bunu karşılayabilir. Değil öyle biz fiyat konusunda anlaşamıyoruz.

EÜAŞ Genel Müdürlüğü’nün elektrik üretme dışında herhangi bir kurgu ve algısı yok. Bu, bir bölgede yapılan çalışmalarda tüm problemleri değerlendirip o problemlerin çözümüne uygun kurum kuruluş ve kendi kuruluşu içerisinde çözmesi lazım. Almanya bu konuda büyük projeler gerçekleştirmişler. Onlar, toprağın ilk 30 santimetrelik o hayat dolu bölümünü alıp stokluyorlar. Diğer işlemleri bitirdikten son o toprağı tekrar üzerine seriyorlar ve bölümler halinde talep edenlere usulü dairesinde satarak, kiralayarak tekrar hayata katıyorlar. Oysaki Türkiye’nin elinde bu anlamda bu bölgede bir fırsat var. Hem toplulaştırma projesi var Tarım bakanlığı’nın dolaylı bir toplulaştırma, hem düzleştirme projesi var Tarım Bakanlığı’nın dolaylı bir düzleştirme. Bu bölgede tarımla ilgili Türkiye’nin en iyi arazilerinden birini tekrar hayata kazandırılabilir. Çok stratejik bir konu ve teknik yönden çok kolay ama karar alma mekanizmasının ağır işlemesinden dolayı çözülemeyen bir şey. Bölgenin bu konuda ısrarlı olması gerekir” dedi.

“Tarlası İstimlak Edilen Çiftçiler Santrallere Ortak Edilebilir”

Santrallerin yapımı nedeniyle yapılan kamulaştırmalarda toprakları ellerinden alınan çiftçilerin çoğunun çiftçilikten başka bir iş bilmediğini söyleyen Fazlı Aydoğan; “Toprakları istimlak edilen çiftçilerimiz, çiftçilik dışında pek fazla bir şey bilmiyorlar. Ellerindeki kaynakları da ya bankaya yatırır bekletirler, ya da bir şekilde oğluna, kızına dağıtır. Ve topluma iş bilmeyen, işi olmayan insanlar kazandırılmış olur. Oysaki belli bir limitin üstündeki istimlak bedellerinin herhangi santrallerden birine onları ortak eden bir sistem geliştirilse ve santralin gelirinden pay vererek problemi çözse. Örneğin 500 bin TL’nin üzerindeki istimlak paraları ödenmez, her 100 bin TL belli bir hisse, her 500 bin TL’ye belli bir hisse verilir. Tabi teknik detaylarını onlar bizden daha iyi bilirler ve herhangi santralin bir bu bölgede toprakları istimlak edilenlerin ortaklığıyla gerçekleşmiş olur. Hem devlet kamulaştırma parasından kurtulur, hem de o şahıs gelir elde edeceği bir sisteme ortak olur. Bizim burada toplum olarak eksiğimiz ney? Biz kendi aramızda bunları konuşur, dertleşiriz, tabiri caizse söyleniriz ama bunu bir yazıya döküp talep konusunda organizasyonlar gerçekleştiremeyiz” dedi.

“EÜAŞ Kar-Zarar Hesabı Yaparken İnsanlar Zehir Soluyor”

Son olarak kül tutucu filtreleri arızalı olan, Baca Gazı Kükürt Arıtma Tesisi olmayan Afşin-Elbistan A Termik Santrali’nin yarattığı kirliliğe de değinerek; “Santralın özelleştirilmesi yönünde mahkeme kararı var ve şu anda santralın devredilip devredilmemesi noktasında görüşmeler devam ediyor ve o nedenle de santrale Baca Gazı Arıtma tesisi yapılamıyor. EÜAŞ Genel Müdürlüğü o problemi çözmek zorunda. Ya adamın dediklerini yerine getirecek ya da ‘madem mahkeme karar vermiş al tazminatını yolun açık olsun’ demeli. Burada EÜAŞ kâr-zarar hesabı üzerinden doğru bir şey yapıyor olabilir ama bölgede yaptığının hiçbir bedeli yoktur. Sen orada bir yönetici olarak ‘bu mahkemenin verdiği parayı niye kaptırayım’ diyebilirsin, iyi niyetlidir anlarım. Sen bu mücadeleyi Ankara’da sürdürürken burada Elbistanlı zehir soluyor, gencecik insanlar kanser oluyor, toprağımız çok feci kirleniyor. Çok farkında değiliz ama 15-20 sene sonra göreceğiz bunu. Ayrıca mahkeme kararıyla da tescil edildi, ürünün kalitesi bozuldu toprağın kirliliğinden dolayı. EÜAŞ bugüne kadar davalardan dolayı yaklaşık 21 milyon TL tazminat ödedi kirlilikten dolayı Adama 50 milyon TL ödese de toprağımız kirlenmese olmaz mı?” dedi.

KAYNAK: Elbistanin Sesi

Şub 17

Facia’dan bizi, Allah korudu !!!

Kahramanmaraş’daki  Afşin-Elbistan B Termik Santrali’nde yangın çıktı.termik

Kuskayasi Koyu – Santralin 2’nci ünitesinde saat 10.00 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenle çıkan yangın, kısa sürede büyüdü. Çok sayıda itfaiye ekibinin müdahale ettiği yangının 3’üncü üniteye sıçramasından endişe ediliyor.

VALİ: KORKULACAK BİR ŞEY YOK
Kocatepe yaptığı açıklamada, olay yerine hareket ettiğini belirterek, yangına ilk müdahaleyi santraldeki görevlilerin yaptığını, sıkıntılı bir durumun olmadığını söyledi.

Kahramanmaraş Valisi Şükrü Kocatepe, Afşin-Elbistan Termik Santrali’nde çıkan yangına ilişkin, “Ekipler olay yerinde ve korkulacak bir durum yok” dedi.

termik1

Afşin-Elbistan B Termik Santrali’nin ikinci ünitesi Brüden trafolarında çıkan yangına müdahalenin sürdüğünü ifade eden Kocatepe, “Tesisin yüksek olması nedeniyle itfaiye ekipleri dışarıdan müdahale ediyor. Soğutma çalışmaları sürüyor. Her ihtimale karşı bir uçak talep ettik. Ekipler olay yerinde ve korkulacak bir durum yok” diye konuştu.

 

“ÇOK ŞÜKÜR CAN KAYBI VE YARALI YOK”

Türk Parlamenterler Birliği (TPB) Genel Başkanı ve AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Nevzat Pakdil de yangının üretimin olmadığı, kömür boşaltma işleminin yapıldığı yerde meydana geldiğini söyledi.

termik2Yangının üretime mani bir durum oluşturmadığını ifade eden Pakdil, “Santral yetkililerinden aldığım bilgiye göre, sanırım yangın içeride bir bobin ya da trafodan kaynaklanan bir sorundan dolayı çıkmış. Çok şükür can kaybı ve yaralı yok. Arkadaşlar her türlü tedbiri aldı. Sıkıntı oluşturacak bir durum yok” dedi. (ajanslar)

Şub 15

Çetin ailesi: Pehlivan Şeyh Hamit’i kaybetti.

Seyh Hamit CETIN

Çetin ailesi:

Pehlivan Şeyh Hamit’i kaybetti.
Kuşkayası köyünde ikamet eden,  Seyh Hamit Çetin uzun süren rahatsızlıgından dolayı 12-02-2013 tarihinde Elbistan devlet hastanesinde vefat etti.

13 Şubat 2013 tarihinde ögle namazına mutakip  kılınan cenaze namazından sonra köy mezarlığında topraga verildi .

Rustu ve Arife Cetin’in oglu, Merhum Muhlise Cetin’in esi, Şazer, Evcan, Ayhan, Aydın, Leyla, Zeynur, Kadir, Adalet ve Zahide in babaları, 70 torun dedesi olan Şeyh Hamit Çetin  vefat etti.

Kur’an-ı Kuşkayası Köyünde kendi hanesinde okunmaktadır..

Taziye Telefonlari:

Ayhan: 05437754565

Aydin : 05419207364

Kadir : 05337663255

Şub 13

TBMM’YE, HÜKÜMETE VE KAMUOYUNA AÇIK MEKTUP !!!

tbmmTBMM’YE, HÜKÜMETE VE KAMUOYUNA AÇIK MEKTUP:

“AFŞİN HALKI SAHİPSİZ Mİ?” (2)

Dr. Sami GÖREN (Hukukçu) samigoren@gmail.com

Daha öncede yazdık “Afşin sahipsiz mi?” diye…

Maalesef kimseye laf dinletemedik…

Yine yazmak zorunda kaldık…

Afşin ve Elbistan ilçelerimiz “Afşin – Elbistan Termik Santral(lar)ı” ile adını duyurmuştur. Türkiye’nin en büyük termik elektrik santralıdır. Santralın halen A ve B üniteleri faaliyette olup, C ve D ünitelerinin yapımı ile ilgili çalışmalar devam etmektedir. C ve D ünitelerinin yapımı için Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) tarafından; Bakraç beldesi ile Sinekli, Yazıbelen, Kabaoğlak, Kuşkayası köylerinin tamamı ile Çobanbeyli beldesi ve Kangal köyünün bir kısmı kamulaştırma (istimlak) kapsamına alındı.

Aşağıda istimlakler ile santrallerin insan ve çevre sağlığına verdiği zarar irdelenmiş, öneriler sıralanmıştır: KAMULAŞTIRMADAN KAYNAKLANAN SORUNLARI C ve D ünitelerinin yapımı için Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) tarafından; Bakraç beldesi ile Sinekli, Yazıbelen, Kabaoğlak, Kuşkayası köylerinin tamamı ile Çobanbeyli beldesi ve Kangal köyünün bir kısmı kamulaştırma (istimlak) kapsamına alındı. İstimlak bedeli dekara (dönüme) 4 – 7 bin YTL arasında.

Bu rakamlar son derece düşük ve komik rakamlardır. Baraj kurulması gündemde olan Artvin-Yusufeli’de istimlak bedeli 35 – 55 bin YTL arasında. Yusufeli dağlık araziye sahip. İlçe merkezi de kanunla değiştirilmektedir (5753 sayılı Artvin İli Yusufeli İlçe Merkezinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun – Resmi Gazete Tarihi – Sayı: 24/04/2008 – 26856-). Arazi, ev ve hayvan barınaklarının kamulaştırılması gündemde olan bölge halkı, belirsizlikten şikayet ediyor.

Kamulaştırma alanında ikamet eden vatandaşlar, fiili istimlak işleminin ne zaman yapılacağı, ikametleri için devlet tarafından toplu olarak başka yerde iskan edilip edilmeyeceklerini, kendilerine ödenecek paranın başka bir yerde konut ve hayvan barınağı için yeterli olup olmayacağı yönündeki endişeleriyle ilgili yetkililerden açıklama bekliyor. Kahramanmaraş Valiliği, 24 Ekim 2007 tarihinde EÜAŞ Genel Müdürlüğü’ne gönderdiği resmi yazıda, kamulaştırma çalışmalarının Valilik ve Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü tarafından eş zamanlı ve koordineli yürütülmesi gerektiğini belirterek, kamulaştırma alanında bulunan yerleşim birimlerinin fazla olması nedeniyle bu ailelerin iskanına yönelik yeni yerleşim yeri tespit çalışmalarında zorluklar ve gecikmelerin yaşanılmasının kaçınılmaz olduğunu belirtti.

Ayrıca, bu duruma benzer nedenlerden dolayı K.Maraş genelinde önceki yıllarda hak sahibi olup halen iskan bekleyen ailelerin bulunduğu ifade edildi. Afşin Ziraat Odası Başkanı Hasan AKPINAR öncülüğünde Ankara’ya giden Afşinliler, milletvekillerine endişelerini anlattılar, istimlak bedellerinin artırılmasını istediler.

Ancak olumlu bir cevap alamadılar, destek bulamadılar. 3 Mayıs’ta Elbistan Sanayici ve İşadamları Derneği (ELSİAD)’nin “Elbistanın enleri ödül töreni” için Elbistan’a gelen AK Parti Milletvekillerine, Afşinli muhtarlar ile Afşin Ziraat Odası Başkanı Hasan AKPINAR ve Yeşil Afşin Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ömer KÖSEBALABAN milletvekillerine dertlerini anlatmaya çalıştılar.

Ancak milletvekillerince azarlanıp, “devletten fazla para talep etmekle” suçlandılar. TBMM Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Mehmet SAĞLAM, “buraya basın mensubu dinlemeye gelmedik” diyerek Kösebalaban’ı susturdu.

Mehmet SAĞLAM’ın medyayı susturma girişimine karşı Kahramanmaraş Yerel ve Ulusal Gazeteciler Derneği (YUGADER) ve Kahramanmaraş Gazeteciler Cemiyeti tepki gösterdiler, yaptıkları açıklamalarda Sağlam’ı kınadılar. 29 Mayıs’ta MHP Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif PAKSOY konuyu TBMM Genel Kurulu’na taşıdı. Paksoy, halkın psikolojisinin bozulduğunu belirterek, istimlak bedellerinin artırılması gerektiğini söyledi.

7 Haziran’da EÜAŞ Genel Müdürü Sefer BÜTÜN’le görüşmek için EÜAŞ tesislerine giden arazileri istimlak edilen vatandaşlarla nizamiye önündeki polis arasında kavga çıktı. Çıkan arbede de 3 vatandaş çeşitli yerlerinden yaralandı.

9 Temmuz’da Afşinliler, sabah saatlerinde Afşin İlçe Tarım Müdürlüğü önünde toplandı. İlçe Tarım Müdürlüğü’nün kamulaştırma komisyonuna sunduğu rakamları düşük bulan vatandaşlar, İlçe Tarım Müdürünü protesto etti. İlçe Tarım Müdürlüğü önündeki yaklaşık 250 kişilik kalabalık, traktörleriyle birlikte yolu trafiğe kapattı. Bu arada olay yerine gelen Afşin Kaymakamı Yusuf Gökhan YOLCU, vatandaşları sakinleştirmeye çalıştı.

Güvenlik çemberini aşarak Afşin İlçe Tarım Müdürlüğü giriş kapısının önüne protesto amacıyla bir çuval buğday döken vatandaşlar, daha sonra traktörleriyle birlikte Afşin Belediyesi’ne doğru hareket etti.Afşin Belediyesi zabıta ekiplerinin engel olmaya çalıştığı kalabalık, zabıta ekipleriyle bazı belediye çalışanlarını tartakladı. Belediye binasına giren bir grup da camları kırarak emniyet güçleri ile tartıştı. Buradan AK Parti İlçe Başkanlığına hareket eden kalabalığı polis ve jandarma zor durdurdu.

Daha sonra Park Teknik Şantiyesi’ne doğru hareket eden kalabalığı şantiye girişinde jandarma güçleri engelledi. Yazıbelen, İğdemlik ve Kangal köyleri ile Bakraç beldesinde ikamet eden istimlakzede vatandaşlardan oluştuğu belirtilen kalabalık daha sonra dağıldı. SANTRALLAR ÇEVRE VE İNSAN SAĞLIĞINA ZARAR VERİYOR Bölgenin bir başka sorunu da termik santralin yol açtığı kirlilik. Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat
Tuncer; bölgede 10 yıl içinde toplu ölümler yaşanabileceği uyarısında bulundu. Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Şahin, santraldan her yıl Çernobil kazasının yaklaşık 2,5 katı kadar radyoaktif madde yayıldığı görüşünü savunuyor.

Türkiye ortalamasına göre bölgede, sağlık kuruluşlarına başvuran kişi sayısının 48 bin olması gerekirken bu rakam 300 bini geçiyor. 2004′te 4 bin 632 kişi kanser ve akciğer başta olmak üzere santraldan kaynaklandığından şüphelenilen rahatsızlıklar sonucu öldü. Afşin’e bağlı Çoğulhan Belde Belediye Başkanı Adem Yılmaz, hava kirliliğinin kabul edilebilir üst değerin 10 katına çıktığına dikkat çekiyor.

Karın rengini bile griye çeviren kirlilik sebebiyle çevrede yaşayanlarda görülen kanser vakaları ürkütücü boyutlara ulaştı.

Doğa Savaşçıları Çevre Örgütü Elbistan Temsilcisi Poyraz Poyrazoğlu, dünya normlarına göre 150 mikrogram olması gereken hava kirliliği değerlerinin, bin 500 mikrograma çıktığına dikkat çekiyor. Poyrazoğlu, 50 milyar liralık hava kirlilik ölçüm cihazı ile Yatağan Termik Santralı’nda kurulan erken uyarı sisteminin Afşin-Elbistan Santralı’nda neden bulunmadığını soruyor. Bir metreküp havadaki sülfür değerinin en fazla bin nenogram olması gerektiğini belirten TEMA temsilcisi Dr. Ahmet Akat, bu oranın çok üzerine çıkılarak bitkilere büyük zarar verildiğini anlatıyor. Akat, termik santrallardan atılan gazlarla otsu bitkiler, ağaçlar ve toprakların verimsiz hale geldiğini hatırlatıyor. Mobil Ölçüm Aracı’nın 5 farklı parametrede değerleri alarak bölgeden ayrıldığını anlatan Kahramanmaraş Çevre ve Orman Bölge Müdürü Hüseyin Çanak da, sonucu bakanlığa bildirdiklerini kaydediyor.

Şu anda bölgede ölçüm cihazı bulunmuyor. AFŞİN HALKININ TALEPLERİ Afşin’deki gelişmeler tehlikeli bir yöne doğru gitmektedir. Buna karşın yetkililer duyarsız davranmaya devam etmektedir. – Öncelikle halkın talepleri dinlenmeli, istimlaklerle ilgili belirsizliğe son verilmelidir. – İstimlak bedelleri artırılmalıdır. – Evi, bağı, bahçesi, tarlası istimlak edilecek olanlar için yeni yerleşim yerleri gösterilmelidir. Gösterilecek yerleşim yerlerinin, altyapı hizmetleri karşılanmalıdır. – İstimlaklar sonucunda binlerce insanın işsiz kalacağı ortadadır. Arazisi, evi istimlak edilenler Termik Santral’de istihdam edilmelidir. – İstimlak bölgesi mücavirinde kalan 2000 dönüm arazi de istimlak edilmelidir.

İstimlak sahası içinde su kaynakları ve sulama kanalları da bulunmaktadır. Bu su ile sulanan 2000 dönüm sulu arazi istimlak edilmediği gibi çölleşmeye terkedilmiştir. Bu arazinin de istimlak edilmesi gerekir. – Santralın çevre ve insan sağlığına zararları en aza indirilmeli; santral bacalarına filtre takılmalıdır. – Afşin – Elbistan bölgesinin henüz bir master planı yoktur. “Genel Master Planı” yapılmalıdır. – Yapılan çalışmalar pek çok kamu kurum ve kuruluşunu ilgilendirdiğinden; GAP İdaresi Başkanlığı örneğinde görüldüğü gibi mahallinde “Koordinasyon Birimi” oluşturulmalıdır.

Kısacası:
Dört ünitenin birlikte çalışması ile Afşin – Elbistan Termik Santralı 9.450 megawat elektrik üretecek ve Türkiye elektriğinin yarısını karşılayacaktır. Bu ülkemiz adına sevindirici bir durum. Bölge halkı, ülke ekonomisine yaptığı katkıdan onur duymaktadır. Yine bölge halkı, bu zenginlikten en azami ölçüde yararlanmak istemektedir. Afşin’de insanlar sahipsizlik duygusuna kapılmış, ümitlerini kaybetmiş durumda…. Afşin’de üzücü gelişmeler yaşanıyor ancak yetkililerin adeta kulakları sağır, gözleri kör, kalpleri nasırlanmış… Lütfen artık Afşin’i görün, Afşinlinin feryadına kulak verin, dertlerine derman olun. Aksi halde bunun sıkıntısını herkes çeker….

HABER LINK:

http://haber46.com/teknoloji/450/afsin-sahipsiz-mi.htm

Oca 20

Abdurahman Kurt’un bizlerle paylastigi fotograflar, !!

Abdurahman Kurt’un bizlerle paylastigi fotograflar, !!

kendisine bu fotograflari bizlerle paylastigi icin tesekur ederiz.

Sukru Kurt abdurahman_kurt_07 abdurahman_kurt_06 abdurahman_kurt_05 abdurahman_kurt_01 abdurahman_kurt_02 abdurahman_kurt_03 abdurahman_kurt_04

Oca 12

Kar Kis ve Siir

Kis koyumuzu, bagimizi bahcemisizi bembeyaz etti. bunu isbatlarcsina  Dundar Kilic kardesim bu fotografi bizimle paylasiyor.

 

dundar_kilic_kis_kar

KIŞIN 

Açıl perde, açıl perde,
Sen açıldın, güneş nerde?
Bizi galibâ unutmuş;
Hayır, onu bulut yutmuş.
Çok soğuk var,
Her taraf kar;
Kar pek güzel, fakat soğuk…
Ben soğuk şeyleri sevmem!

Tevfik FİKRET

 

Oca 12

Mustafa Ceyhan ilk aski ile nisanlandi.

Mustafa Ceyhan  ilk aski ile nisanlandi.

Kuskayasi koyuden Nevzat ve Nermin Ceyhan’in ucuncu cocugu olan ve adini cok sevdigimizin ve saygi duydugumuz dedesi merhum Mustafa Ceyhan’dan alan Yakisikli kardesimize Mutluluklar dileriz.

Bu mutlu gunlerinde aralarinda bulunamayisimizin  uzuntusunu yasiyoruz.

Suanda Antalyada ikamet eden ve bir ozel bankada calisan Mustafa okuldan aski olan gelimiz ile kuracaklari ailenin ilk adiminin mutlulugunu yasamaktadir. Bu nisan toreninin sade olmasi bir o kadar guzel,  zevkli cicek secimi, sekerlerler ve en tatlisi Ummuhan ile tablounun guzellesmesi kayda deger gorsellik sergilemektedir.

Kendilerine Kuskayasi Koyu web sitesi olarak mutluluk dileriz.

mustafa_ceyhan_nisan_16 mustafa_ceyhan_nisan_15 mustafa_ceyhan_nisan_14 mustafa_ceyhan_nisan_13 mustafa_ceyhan_nisan_9 mustafa_ceyhan_nisan_10 mustafa_ceyhan_nisan_11 mustafa_ceyhan_nisan_12 mustafa_ceyhan_nisan_8 mustafa_ceyhan_nisan_7 mustafa_ceyhan_nisan_6 mustafa_ceyhan_nisan_5 mustafa_ceyhan_nisan_4 mustafa_ceyhan_nisan_3 mustafa_ceyhan_nisan_1 mustafa_ceyhan_nisan

 

 

Ara 13

Baki Önal’in Sevgili eşi Minadiye Önal’ı 67 yaşında kaybettik..

Minadiye ÖnalBaki Önal’in Sevgili eşi Minadiye Önal’ı kaybettik

İstanbul’da ikamet eden,  Aslen Kuşkayalı olan Minadiye Önal 13-12-2012 tarihinde vefat etti.
14 Aralık 2012 tarihinde, Eyüp Sultan Mezarlığında ikindi namazına mutakip  kılınan cenaze namazından sonra, Eyüp sultan mezarlıgında topraga verildi .

Kuşkayası köyünden olup, Istanbulda oturan Bakı Önal’ın eşi, Sevgi naz ve merhum Naim hocanın kızı, Rukiye, Yemliha, Devlet, Nimet, Behiye’ nin ablaları ve Saniye, Sevda, Serap’in anneleri  67 yaşında Minadiye Önal  vefat etti.

Kur’an-ı İstanbulda kendi hanesinde okunmaktadır..

EL FATIHA

EL FATIHA

Ara 12

Cennet Aydoğan 72 yaşında vefat etti.

Cennet Aydogan 72 yasındaKuşkayası köyünden olup, Esentepe Mahallesi’nde oturan merhum Hacı Aydoğan’ın eşi,

Kuşkayası köyünden olup, Esentepe Mahallesi’nde oturan merhum Hacı Aydoğan’ın eşi, Fatma-Ali Çirkin’in kızı, merhum Hacı, Muharrem, Şaban, Fevzi ve Kadir Çirkin kardeşlerin ablası, Mecid, Mehmet, Ramazan Aydoğan, Leman, Nilüfer, Serpil, Seval ve Naile Erdoğan kardeşlerin annesi, AEL’den emekli Mehmet Kaya, Ömer Gök, AEL’den emekli Menderes Türkmen, Ramazan Karataş, Kemal Elmas’ın kayınvalidesi, 24 torun ninesi, 16 da torun çocuğu büyükannesi Cennet Aydoğan, vefat etmiştir.
Kur’an’ı Söğütlü Köprüsü yanı Suluklular semti civarı kendi hanesinde okunmaktadır.

Taziye için telefonlar:
0543 547 14 20 kardeşi Kadir Çirkin,
0543 761 70 26 oğlu Mecid,

LINK: Orjinal yazi

http://www.elbistaninsesi.com/haber/19982-cennet-aydogan-72-yasinda.html

Ara 09

Hanifi oglu Arif şimşek 51 yasinda vefat etti…

EL FATIHA

EL FATIHA

09 Aralik 2012 tarihin de Ankara’da gordugu tedavide, organlarinin yenik dusmesi ile Hakkin rahmetine kavustu.

Cenazenin Ankara’dan alinip Kahramanmaras daki evinde goturulecegi ve 10-12-2012 de kahramanmaras’da topraga verilecegi bildirildi.

Hanifi oglu Arif şimşek; Hüsnü, Ali (Agustos ayinda vefat etti), Nuri, Bahittin, Muhuttin ve Mehmetin kardesi,  Kahramanmarasda ikamet ediyor, üç çocuk sahibi olan Arif Simsek K.Marasda calistigi fabrikadan emekli olmustu.

Cenazesi 10 Aralik 2012 Pazartesi günü namazdan sonra cenaze namazı kılınarak Kahramanmarasda mezarlığına defnedilecek

(bu haberi veren Koyumuz sakinlerinden Ibrahim DUZEl e tesekkurlerimizi sunariz)

Eki 22

Kurban Bayramı Mesajı

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla,

Kurban, içinde pek çek sembol, anlam ve değer taşıyan ibadetlerimiz arasında yer almaktadır. Hac vesilesiyle Arafat’ı dolduran Müslümanlar, Allah’la misaklarını yenilerken, kurbanlarını sadece O’nun adıyla kesenler de ubudiyetlerini tahkim etmektedirler. Gündelik hayatın gelip geçici hevesleri arasında yer yer ihmallere maruz kalan Rabbimizle ilişkimiz bu mübarek günlerin feyz ve bereketiyle yeni bir şevk ve heyecan kazanmaktadır.
Hiç kuşkusuz kestiğimiz kurbanların arkasında yatan mana ve hikmet bizi Allah’a yaklaştırmakta, bu yakınlaşma, insanlığımızı daha da derinleştirmekte, merhamet duygularımızı harekete geçirmekte, kendimize ve çevremize karşı sorumluluklarımızın farkına varmamızı sağlamakta, sıradanlaşan ilgi ve tercihlerimizi bir kere daha gözden geçirmemize ve sıratı müstakim üzerinde sebat etmemize vesile olmaktadır.

Esasen bu günler, Hz. İbrahim’den son peygamber Hz. Muhammed aleyhissalatüvesselama kadar, Rabbü’l-Âleminle olan yakınlığımızın ölçü ve kıstaslarını belirleyen müstesna günlerdir. Arafat’ta ihrama bürünen Müslümanlar artık orada Allah’tan başka sığınılacak bir melcenin olmadığına, farklılıkların birer rahmet olduğuna, tutku ve isteklerin geçici olduğuna; buna karşılık asıl emek verilmesi gerekenin takva olduğuna bilfiil şehadet etmektedirler. Allah’ı birlemenin ve ona teslimiyetin bir nişanesi olarak Hz. İbrahim, oğlu İsmail’i Rabbine kurban etmeye hazırlanırken, aslında bütün bir insanlık tarihine sevdiklerinden vazgeçebilme iradesini göstermiştir. Bu mesaj o gün bugündür Rabbimizle aramızdaki irtibatın nasıl olması gerektiği konusunda bize sayısız ölçü, hikmet ve işaretler sunmaktadır.

Kurban vesilesiyle her birimiz Cenab-ı Allah’a daha fazla yakınlaşma fırsatları arıyoruz. Kur’an-ı Azimüşşan ve Sünnet-i Nebevi’de her fırsatta te’yid edildiği gibi, bu yakınlığı, anne ve babalarımızı ihmal ederek, konu komşuyu gözardı ederek, ahde vefayı unutarak, sorumluluk sahibi olduğumuz insanlara karşı hak ve adaletten ayrılarak sağlamak hiçbir şekilde mümkün değildir. Müslüman olarak Allah’a olduğu kadar insanlığa hatta tüm mevcudata karşı da büyük sorumluluklarımız vardır. Bayram, bu sorumluluklarımızı hatırlama ve aynı zamanda da bu adımları atma konusunda hepimize yeni bir bilinç yüklemektedir.

Bu vesileyle kulluk dünyamızı hapsetmeye çalışan iradelerin ortaya koyduğu baskı ve kısıtlamaların kalkması için de Rabbimize niyaz ediyoruz.

Bu duygular içinde Kuşkayası Köy sakinlerimizinö, Arafat’ta Cenab-ı Allah’a mülaki olmaya çalışan kardeşlerimizin, tüm İslâm âleminin mübarek Kurban bayramını kutluyor, bu bayramın iç dünyamıza, hanelerimize, yaşadığımız ülkeye, dünyamıza huzur ve mutluluk getirmesini Cenab-ı Allah’tan diliyorum.

ErdaL CETINKAYA

Nis 20

Cemilin Ismail Gullu vefat etti.

EL FATIHA

EL FATIHA

20 Nisan 2012 tarihin de Kahramanmaras daki evinde vefat etti.

Abbas, Cevahir, Nuri, Necibe, Esen, Fatih, Yusuf, Necip’in babaları ve Mukaddes Gullunun esi  Islmail Gullu KahramanMaraş da evinde vefat etti.

Istanbulda cocuklarının yanında bulunan, 19 Nisan Perşembe Günü İstanbuldan Kahramanmaraş merkeze gitmek için saat 6:00 arabasına biletini aldırdı. Perşembe günü biletini aldırmasının sebebi Cuma namazını K.maraşta kılmaktı. Cuma günü sabah saat 9 civarında eve iniyor kahvaltısını yapıyor ve abdestini alıyor namaza gitmek için. Namazdan çıktıktan sonra tüm arkadaşlarıyla helalleşiyor. Eve dönerken pazara uğruyor meyve alıyor hacı arkadaşlarımı davet edicem diye. Meyveleri, eve götürüyor Babaanneme diyor ki bana yastık yorgan ver ben yatacagım biraz dinlenecegim,  Babaannem bu sıcakta yorganı napıcan battaniye verim diyor. Babaannemde kapıyı çekiyor rahatsız etmesin çocuklar diye. Aradan 15-20 dakika geçiyor yengem dedemin telefonunu almaya girdiğinde dedem yüz üstü yere düşmüş yengem babaannemi çagırıyor anne babamın yatışı yatış değil gel bir bak diyor. Babannemde telaşla geliyor ki Dedem vefat etmiş. hastaneye götürüyorlar ama vefat etmiş. ordan Kuşkayası köyüne defnedilmek için yola çıkıyor cenaze aracı Afşin devlet hastanesi morguna götürülüyor.

Cenazesi 21 Nisan 2012 Cumartesi günü namazdan sonra cenaze namazı kuşkayası köyü ilk okulunun bahçesinde kılınarak Kuşkayası köyü mezarlığına defnedildi

 

Mar 16

Şükrü Kurt vefat etti !!!

EL FATIHA

EL FATIHA

 

Sukru KurtŞükrü Kurt Allahın Rahmetine kavustu !!!

15 Mart 2012 tarihin de Kahramanmaras dakı evinde vefat etti.

Mukremin, Erol, Mehmet, Muhabbet,  Sedegat’in ve rahmetli Ferruh Kurt un babaları ve Cena Şukrü KURT KahramanMaraş da vefat etti.

 

Cenazesi 16 Mart 2011 Cuma günü namazdan sonra cenaze namazı kılınarak  Afsin Asri mezarliginda  topraga verildi.

 

 

 

Şub 27

Duran Sahin diyor ki; 1932 de 5 yaşimda yetim kaldim,

 

50 sene annem kocaya varmadi, başimizi bekledi. 1982de annem vefat etti. 1944′te Safiye hanimla evlendim. bu evlilikten 5 oğlan iki kiz olmak üzere 7 evladim oldu. büyük oğlumu geçen yil kanserden kaybettim. eşimle 68 sene beraber yaşadik beraber yaşlandik iyi kötü günümüzde birlik ve dirlik içinde yaşadik. 25.11.2011′de eşim safiye hanimi kaybettim. şimdi ben tek kaldim. bundan sonra ne yaparik gayri, allah bilir. eşim safiye hanim 1925 doğumlu 1944 yilinda gelin geldi. beraber çaliştik. tarlada takimda… askere gittim; üç sene jandarma er olarak askerliğimi yaptim. askerlik dönüşünde bir çift (sözüm ona) çift sürmek için öküz aldim. tarimla uğraşmaya başladim. beraber çaliştik, beraber kazandik. hayat çok çabuk geçti. şu an tek kaldim… oğlum Yahya’nin evindeyim. bir gün gelip geçiyor, Allah hayirlisini versin…

Şub 03

Yasin Ceyhan’ın Adana Gezintisinden karaler

Adanaya Babası ile giden Yasın Ceyhanö  akrabaö eş dost ziyaretlerınde bulunmuştur.

Rahmetli Muhsin amcamın çocukları Yıldıray ve Mehmet,  Sürmeli amcasının kızı Güllü de Adana da kaldıgından onunda ziyaretını yapmıştır. Yasi Ceyhan şöyle diyor: **geçen hafta düğüne gittik orda akrabaları gezdik orda ziyaretlerde bulunduk, degişik fotograflar çektim. Bunları köyümüzün sitesinde siz ziyaretcilerle paylaşmak istedim.**

Bizde bu güzellikleri sizlerle paylaşıyoruz..

 

Ara 30

YENI YILINIZ KUTLU OLSUN !!! 2012

 YENI YILINIZ KUTLU OLSUN !!!

YENI YILINIZ KUTLU OLSUN !!!

 YENI YILINIZ KUTLU OLSUN !!!  YENI YILINIZ KUTLU OLSUN !!!  YENI YILINIZ KUTLU OLSUN !!!

Ara 23

Mehmet Deli’nin Sevgili eşi Zahide Deli’yi kaybettik

Zahide DELI

Zahide DELI

Almanya’nin Frankfurt sehrinde yasayan ve Aslen Kuskayasi koyunden olan Mehmet Deli’nin Sevgili eşi Zahide deliyi Kalp kirizden dolayi kaybekttik.

2005 yilinda anju olan Zahide Deli 21 Aralik carsamba gunu ogleden sonra Frankfurtta hastanede Hayata gozlerini yumdu. 23 Aralik Cuma gunu  Osmaniye’de  topraga verildi,

Merhumeye Allahtan Rahmet, DELI Ailesine,

Yakınlarına ve Sevenlerine Sabır ve Başsağlıgı Diliyoruz.

 Erdal ÇETİNKAYA

…ALLAH RAHMET EYLESİN…

Ara 22

Kahramanmaraş’ta Yaşayan Ahıskalılar: (Kuşkayası, Poskof, Kireç ve Yazıdere köyü)

(Kuşkayası, Poskof, Kireç ve Yazıdere) “AHISKA BİR GUL İDİ GİTTİ
BİR EHLİ DİL İDİ GİTTİ
SÖYLEYİN SULTAN MAHMUD’A
İSTANBUL KİLİDİ GİTTİ” Bu girişin kalanını oku »

Ara 21

Aydoğan ailesinin acı kaybı, Köyümüz Ahalisinden Lütfu Aydoğan vefat etti.

Aydoğan ailesinin acı kaybı, Köyümüz Ahalisinden Lütfu Aydoğan 20- Aralık 2011 tarihinde kalp kırızi nedeniyle vefat etti. 21 Aralık 2011′de köyde defnedilmiştir. Merhume Allah’tan rahmet, geride kalanlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz.


Afşin Kuşkayası köyünden Mecit-Keziban Aydoğan ailesinin oğlu, Fadime Aydoğan’ın eşi, Afşin Kuşkayası köyünden Mecit-Keziban Aydoğan ailesinin oğlu, Fadime Aydoğan’ın eşi, Bedirhan Aydoğan, Semiye Hurmanlı, Mualla Sönmez, Emine Çirci, Merva Çirci, Keziban Aydoğan kardeşlerin babası, Selami Hurmanlı, İsmail Sönmez, Neşet Çirci, Hamit Aydoğan, Yemliha Çirci bacanakların kayınbabası, Cuma Polat ve Nihat Polat’ın eniştesi, 21 torun dedesi, Lütfi Aydoğan, 65 yaşında 21 Aralık 2011 günü vefat etmiştir.

Kur’an-ı Kerimi Afşin Kuşkayası köyünde kendi hanesinde okunmaktadır.Taziye için telefon: 0 530 690 32 05 oğlu Bedirhan

Merhuma Allahtan Rahmet, AYDOĞGAN Ailesine,

Yakınlarına ve Sevenlerine Sabır ve Başsağlıgı Diliyoruz.

 Erdal ÇETİNKAYA

…ALLAH RAHMET EYLESİN…

 

Ara 20

Kuşkayası Köyünmüzden Afşin’e Yolculuk

Kuşkayası Köyünmüzden Afşin’e Yolculuk

Uzaktakiler, Koyumuze ozlem duyup da gormek isteyenlerin begenisine sunulur,

bir cok video eklenecek. bizleri takip edini..

 

Ara 01

Hollanda’dan Hacca giden Bünyamin Sönmez, Annesi ve eşi Hollanda’ya Döndü

Hollanda’dan Hacca giden Bünyamin Sönmez, Anne ve eşi Hollanda’ya Döndü.

Hollanda Diyanet Vakfı 2011 yılı hac organizasyonuyla hacca giden Bünyamin Sönmez, Anne ve eşi 22.11.2011 tarihinde Hollanda’ya döndü.

19.10.2011 tarihinde kafile halinde Kutsal beldeye hareket eden Hollandadan Bünyamin Sönmez, Anne ve eşi görevlerini tamamlayarak Hollanda’ya döndüler. 22.11.2011 tarihinde Schiphol havalimanından Hollanda’ya giriş yaptı. Schiphol havalimanında hacıları karşılamaya gelen hacı yakınları karşılandı. Amsterdam Schiphol havaalanına inen hacıların yakınlarıyla buluşması, duygusal sahnelerin yaşanmasına sebep oldu.

Havaalanı yetkililerinin, gümrük görevlilerinin ve pasaport kontrol görevlilerinin ise hacılara yakınlık ve kolaylık göstermesi bir aylık ayrılığın ardından yaşanan güzelliklerdendi.

Kas 30

ACI KAYIP !!! Duran Şahin’in hanımı Safiye Şahin vefat etti.

Kuşkayası köyünden Duran Şahin’in hanımı, Rahmetli Ahmet, Cuma, Mehmet, Zekeriye ve Yahya Şahinin anneleri  Safiye Şahin vefat etti.

25.11.2011 Cuma günü Duran Şahin’in hanımı Safiye Şahin vefat etmiştir.

25 kasım Cuma günü vefat eden Safiye Sahin’in, cenazesi 25 kasım Cuma günü Cuma namazına müteakip Afşin Ulu camiinde kılınan cenaze namazının ardından, Afşin Asri mezarlığında bulunan oğlu rahmetli Ahmet Sahin’in yanına defnedildi.

Ayrıca taziye evi Atlaskentte bulunan Oğlu Cuma Şahin’in evidir..

Kas 24

Ferruh Kurt’u kaybettik !!!

Ferruh Kurt u kaybettik !!!

Aslen Kuşkayası köyünden Şukrü KURT un oğlu, Mukremin, Erol, Mehmet, Muhabbet ve  Sedegat’in küçük kardeşleri olan Ferruh Kurt kalbine yenik düştü.

 

Afşin belediyesi temizlik işlerini yürüten ZEKA şirketi ortaklarından aynı zamanda işçi sorumlusu Ferruh Kurt (36) kalbine yenik düşerek hakkın rahmetine kavuştu.
Aslen Kuşkayası köyünden olan Ferruh Kurt (36), Atlaskent civarı Ekenler apartmanında oturan Kurt, sabah Afşin devlet hastanesine rahatsız mı diye iğne yaptırarak evine gelmiş eşinin hastanede olması nedeni ile evdeki çocuklarıyla evde otururken aniden rahatsızlanıp yere yığılmış ve kalp krizi olduğu doktorlar tarafından onaylanmış. Afşin Devlet Hastanesi morguna kaldırılan Ferruh Kurt’un Adana adli tıp kurumuna sevk edileceği bildirildi.

Cenazesi 19 Kasım 2011 Cumartesi günü  topraga verildi.

Vefatini üzüntü içerisinde ögrendik. Merhuma Allah’tan Rahmet,
degerli ailesine ve yakinlarina bassagligi dilerim.
Erdal CETINKAYA



						
						
						
		

Eki 24

Hollanda’dan SÖNMEZ ailesi Kutsal beldeye ulaşmak üzere yola çıktı (Hacca)

Hollanda’dan SÖNMEZ ailesi Kutsal beldeye ulaşmak üzere yola çıktı (Hacca)

Hollanda Diyanet Vakfı tarafından düzenlenen HDV 2011 Yılı Hac organizasyonuyla bu yıl hacca gidecek  Bünyamin Sönmez ve eşi Şaziye Sönmez ve anneleri Latife Sönmez den oluşan kafile Amsterdam Schiphol havalimanından Kutsal beldeye ulaşmak üzere yola çıktı.

Bu girişin kalanını oku »

Eki 04

Şahin Şahin Kutsal topraklarda

Kutsal topraklara yolculuk başladı

Hac ibadeti için kutsal topraklara yolculuk başladı.

Şahin Şahin ve esi Şazer Şahin Adana Havalimanı’ndan dün yolaçıktı. Dualarla uğurlanan hacı adayları gözyaşlarını tutamadı. Ayagından rahatsız olan Nevres Şahin de araba ile havalanına kadar geldi.

‘BİR ÖMÜR BOYU BEKLEDİK’

Kutsal topraklara hareket etmek için havaalanında aileleri ile birlikte toplanan hacı adayları duygusal anlar yaşadı. Bir ömür boyu bu yolculuğu beklediklerini ifade eden bazı hacı adayları gözyaşlarını tutamadı. Hacı adayları daha sonra yakınlarıyla vedalaşarak pasaport işlemlerinin ardından kutsal topraklara gidecekleri uçaklara bindi.

BU YIL 90 BİN KİŞİ HACI OLACAK

Hollanda’dan Hacı Bilal Çetinkaya’nın kızı Şaziye Sönmez ve eşi Bünyamin Sönmez de Mübarek topraklara gidecekler.

Allah yapacakları HACCI şimdiden kabul etsin..

Eyl 29

Fahri Şahin 28.09.2011 tarihinde Hakkın rahmetine kavuştu.

MEHMET ALİ SERİM diyor ki: 18.09.1988 de vefaat eden Hasbi Şahin hocamazın babası Fahri Şahin 28.09.2011 tarihinde Hakkın rahmetine kavuşmuştur.İkiside Eylül ayında hakka yürümüş.Allah Ailesine sabrı cemil ihsan eylesin. AMİN

*****
Cenazesi Bugun (29-09-2011) ogle namazindan sonra Afsinden kaldirilacaktir.

**

Vefatini üzüntü içerisinde ögrendik. Vefat Eden Degerli Merhuma Allah`dan rahmet, Acili Kederli Ailesine Bassagligi Diliyoruz.

ErdaL CETINKAYA

 

Haz 24

Eski Muhtarımız Hilter ŞİMŞEK özel otomobili ile kaza yaptı.

22 Haziran 2011 tarihinde Karahüyük Köyü yolu 7. kilometresinde özel otomobille traktörün çarpışması sonucu meydana gelen kazada 4 kişi yaralandı. Otomobil Traktörü İkiye Böldü: 4 Yaralı

Karahüyük Köyü yolu 7. kilometresinde Eski Muhtarımız Hilter ŞİMŞEK özel otomobili  ile kaza yaptı.

Karahüyük Köyü yolu 7. kilometresinde özel otomobille traktörün çarpışması sonucu meydana gelen kazada 4 kişi yaralandı. Kaza sonrası özel otomobil hurdaya dönerken çarpışmanın etkisiyle traktörde ikiye bölündü.

Olay dün saat 09-15 sularında meydana geldi.  Karahüyük istikametinden Elbistan’a seyir halinde olan Hilter Şimşek yönetimindeki 46 E 1281 plakalı özel otomobil, aynı yönde seyir halinde olan ancak tarlaya dönmek için manevra yapan Mehmet Ünal yönetimindeki 46 EY 072 plakalı traktör çarpıştı. Kaza sonrası özel otomobil hurdaya dönerken traktörde ikiye bölündü.

Kaza sonrası araçta bulunan şoför eski muhtarımız Hilter Şimşek(44) ve eşi Fatma Şimşek(39) çeşitli yerlerinden yaralandı. Traktörde ise Mehmet Ünal(30) ve M.Ünal (15) ise kazayı hafif sıyrıklarla atlattı. Yararlılar, kaza sonrası olay yerine çağrılan 112 Acil Servis’e ait ambulanslarla Elbistan Devlet Hastanesi’ne sevk edildiler. Burada ilk müdahaleleri yapılan yaralılardan araç şoförü Hilter Şimşek ve yolcu Fatma Şimşek’in hayati tehlikesi bulunmadığı belirlendi.

Kaza yerine gelen İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı Jandarma Trafik Timleri, kazanın oluş nedeni ile ilgili incelemelerde bulundu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Kaza sonrası yolun orta kısmında kalan özel araç ve traktör ise çekici yardımı ile olay yerinden kaldırıldı. elbistanmanşet

Kaynak: elbistanmanset.com

Haz 13

İşte yeni parlamentonun Kahramanmaraşlı Milletvekilleri

2011 seçim sonuçları nihayet belli oldu.

Aylar süren meraklı bekleyiş sona erdi.

Sandıktan lider çıkan parti AK Parti oldu. Onu takip eden parti ise Cumhuriyet Halk Partisi oldu. Barajı aşan bir diğer parti de Milliyetçi Hareket Partisi oldu.

İşte partilerin aldıkları oy oranları ve çıkardıkları milletvekili sayıları…

AKP – %49.9
CHP – %25.9.
MHP – %12.9
BAĞIMSIZ – %6.6
SP – %1
HAS PARTİ – %0,75
Bu oranlara göre partilerin meclise sokacakları milletvekili sayıları da şöyle;

AKP – 326 Milletvekili
CHP – 135 Milletvekili
MHP – 53 Milletvekili
Bağımsız – 36 Milletvekili

Haz 12

Muhtar: İsmet YILMAZ

KUŞKAYASI KÖYÜ  nde 12 Haziran pazar günü Muhtarlık seçimi yapıldı.

KUŞKAYASI KÖYÜ Muhtar adayları  Aydın ÇETİN ve İsmet YILMAZ 12 Hazıran günü kıyasıya paılan yarışın sonunda ipi gögüsleyen taraf Yılmaz oldu.

Oy dagılımı ise şöyle:
Aydın ÇETİN 119 oy aldı ve İsmet YILMAZ 129 oy alarak KUŞKAYASI KÖYÜ Muhtarı olmaya hak kazandı.

KUSKAYASI KOYU www.kuskayasikoyu.com olarak İsmet  YILMAZ a bu hizmet etme yarışında başarılar diliyoruz. 3 yıl sürecek olan bu hizmete KUŞKAYASI KÖYÜ Muhrarımızdan isteklerimizi tekrar yazmak istiyoruz.

1- İYİ BIR YOL
2- TEMİZ SU
3- KALİTELİ EĞİTİM
4- ÇEVRE DÜZENİ
5-  HARMANLIGA FUTBOL SAHASI
6- KÖYÜMÜZÜN EN İYİ ŞEKİLDE TEMSİLİ
7-  İSTİMLAK İLE MÜCADELE
8- KAYMAKAM İLE SIKI İLİŞKİLER
9- AFŞİN-KUŞKAYASI KÖYÜ BELEDİYE  OTOBÜSÜ
10- KÖYÜMÜZÜN TAŞINMASI HAKINDA ŞİMDİDEN ÇALIŞMALARA BAŞLAMASI
11- SAĞLIK OCAĞI
12- GENÇLERE YÖNELİK MESLEK KURSLARI
13- Köyümüze ÇOCUK PARKI

May 30

KUŞKAYASI KÖYÜ Muhtar adayları Aydın ÇETİN ve İsmet YILMAZ

12 Haziran günü yapılacak olan genel seçimlerinin  bir başka özelliğide  KUŞKAYASI KÖYÜ nde muhtarlık seçimlerinin yapılacak olması:

KUŞKAYASI KÖYÜ Muhtar adayları  Aydın ÇETİN ve İsmet YILMAZ. www.kuskayasikoyu.com olarak kendilerine bu hizmet etme yarışında başarılar diliyoruz. 13 Haziranda KUŞKAYASI KÖYÜ Muhrarımızından isteklerimizide yazmak istiyoruz.
 
1- İYİ BIR YOL
2- TEMİZ SU
3- KALİTELİ EĞİTİM
4- ÇEVRE DÜZENİ
5-  HARMANLIGA FUTBOL SAHASI
6- KÖYÜMÜZÜN EN İYİ ŞEKİLDE TEMSİLİ
7-  İSTİMLAK İLE MÜCADELE
8- KAYMAKAM İLE SIKI İLİŞKİLER
9- AFŞİN-KUŞKAYASI KÖYÜ BELEDİYE  OTOBÜSÜ
10- KÖYÜMÜZÜN TAŞINMASI HAKINDA ŞİMDİDEN ÇALIŞMALARA BAŞLAMASI
11- SAĞLIK OCAĞI
12- GENÇLERE YÖNELİK MESLEK KURSLARI

Ayrıca Muhtar Ne İş Yapar Görevleri nelerdir bu konuda sizleri bilgilendirilem,Muhtar, köy yönetiminin başıdır ve devletin köydeki temsilcisidir. Muhtar, köy derneği tarafından beş yıllık bir süre için seçilmektedir. Muhtarlık seçiminde siyasi partiler aday gösteremezler. Muhtarın, köy tüzel kişiliğinin yürütme organı olması sebebiyle köyle ilgili görevleri, devletin köydeki temsilcisi olması nedeniyle de devletle ilgili işlevleri bulunmaktadır.

Muhtarın köyle ilgili görevleri; köylünün zorunlu işlerini yapmak ve yaptırmak, köy işlerine harcanacak olan parayı toplamak ve harcamak için emir vermek, mahkemede ve diğer resmi yerlerde köyü temsil etmektir.

Muhtarın devlet görevleri; yasaları ve hükümet emirlerini halka duyurmak, dirlik ve düzenliği sağlamak, nüfus işlerini düzenlemek, doğal afet gibi olağanüstü olayları gerekli yerlere bildirmek merkezi yönetim kuruluşlarının köyle ilgili faaliyetlerine yardımcı olmaktır. Muhtar, köyde devletin temsilcisi olması sebebiyle, il veya ilçe ya da bucaktaki mülki idare amiri, jandarma, nüfus ve ziraat memurları gibi kamu görevlileriyle sürekli ilişki halindedir.

Muhtar, seçimle işbaşına gelen bir yerel yönetici olmasına rağmen, maaşını, köy bütçesi yerine devletten almaktadır. Bir yerel yönetim biriminin başı ve yürütme organının devletten maaş alması, onu siyasi bir yönetici olmaktan çıkarmakta ve klasik bir “devlet memuru” haline getirmektedir. Mülki amirler, muhtarın köyün yararına olmayan karar ve işlemlerini bozabilirler. Ancak muhtarın yerine geçerek karar vermezler. Yasalarda kendisine verilen görevleri yapmayan muhtar, yetkili idari yargı organının kararı ile görevden uzaklaştırılabilir.

Kısaca  Köy Muhtarının Görevleri - Köy Muhtarının Görev ve Yetkileri

1 – Hükümet tarafından bildirilecek kanunları, nizamları köy içinde ilan etmek ve halka anlatmak ve kanunlar, nizamlar, talimatlar, emirler ile kendisine verilecek işleri görmek;

2 – Köyün sınırı içinde dirlik ve düzenliği korumak (asayişi korumak);

3 – Salgın ve bulaşık hastalıkları günü gününe Hükümete haber vermek;

4 – Hekim olmayanların ve üfürükçülerin hastalara ilaç yapmasını menetmek ve Hükümete haber vermek;

5 – Köylünün çiçek ve bulaşık hastalıklar aşısı ile aşılanıp hastalıktan kurtulmasına çalışmak;

6 – Köye gelip gidenlerin niçin gelip gitmekte olduklarını anlamak ve bunlar içinde şüpheli adamlar veyahut ecnebiler görülürse hemen yakın karakola haber vermek;

7 – Her ay içinde köyde doğan, ölen, nikahlanan ve boşananların defterini yapıp ertesi ayın onuncu gününden evvel nüfus memuruna vermek ve köyün nüfus defterini birlikte ***ürerek vukuatı yürüttürmek;

8 – Vergi toplamak için gelen tahsildarlara yol göstermek, yardım etmek ve tahsildarların yolsuzluğunu görürse Hükümete haber vermek.

9 – Asker toplamak ve bakaya ve kaçakları Hükümete haber vermek;

10 – Köy civarında eşkıya görürse Hükümete haber vermek ve elinden gelirse tutturmak;

11 – Köylünün ırzına ve canına ve malına el uzatan ve Hükümet kanunlarını dinlemiyen kimseleri köy korucuları ve gönüllü korucularla yakalattırarak Hükümete göndermek;

12 – Köy sınırı içinde yangın ve sel olursa köylüleri toplayıp söndürmeğe ve çevirmeğe çalışmak, (orman yangınlarında sınırdan dışarı olsa dahi yardıma mecburdurlar.);

13 – Mahkemelerden gönderilen celpname ve her türlü tezkere ve hükümleri lazım gelenlere bildirerek istenilen işleri yapmak ve mahkeme mubaşirine ve jandarmaya vazifesinde kolaylık göstermek;

14 – İhzar ve tevkif müzekkereleri (bazı adamların kanun namına tutulmasını emreden mahkeme kağıdı) gösterildikte aranılan kimseleri kağıdı getirenlere tutturmak;

15 – Zarar görenlerin şikayeti ve bilip işidenlerin haber vermesi üzerine sorup araştırmak;

16 – Bu kanunda ismi geçen davaları ihtiyar meclisine söyleyip hükmünü almak.

Muhtarın göreceği köy işleri şunlardır:

1 – 13 üncü maddede sayılan işleri ihtiyar meclisi ile görüşerek yapmak ve yaptırmak;

2 – 14 üncü maddede sayılan işlerin yapılabilmesi için köylülere öğüt vermek;

3 – İhtiyar meclisi ile görüştükten sonra köylüyü işe çağırmak;

4 – İhtiyar meclisi kararı ile köy işlerine harcanacak parayı toplamak;

5 – Köy işlerine harcanacak parayı topladıktan sonra harcamak için emir vermek;

6 – Bir ay içinde nerelere ve ne kadar para harcamış ise gelecek ay başında hesabatını ihtiyar meclisine vermek;

7 – Köy işlerinde hem davacı, hem hasım olarak mahkemede bulunmak ve isterse mahkemeye diğer birini yerine (vekil) göndermektir.

*— Köy muhtarına köy işlerini gördükleri zaman karşı gelen ve kötü söyliyenler Devlet memuruna karşı koyanlar gibi ceza görürler.

*— Muhtar yazılarını köy katibine yazdırır. Köyde katip bulunmazsa bu işi köyün muallimine ve yoksa imamına yaptırır.

*— Köy muhtarının köylü faydasına olmayan kararlarını kaymakam bozabilir. Fakat, onun yerine kaymakam kendiliğinden karar veremez. Karar, gene köylü tarafından verilir.

*— İl merkezine bağlı köylerde vali, ilçelere bağlı köylerde kaymakamlar, muhtarın köy işlerini ve kanunlarla verilen diğer görevlerini yapmadığını görürlerse muhtara yazılı ihtarda bulunurlar. Buna rağmen iş görmiyen muhtar, yetkili idare kurulu kararıyla görevinden uzaklaştırılır.
İhtiyar meclisinin göreceği işler

*— İhtiyar meclisi en az haftada bir defa toplanıp konuşur. İhtiyar meclisini muhtar toplanmağa çağırır. İhtiyar meclisi köy muhtarının çağırmadığı ve meclisin toplanma günü olmadığı vakitlerde dahi köy muhtarına haber vererek kendi isteği ile toplanabilir.

*— İhtiyar meclisi köy işlerini en ziyade lazım olandan başlayarak bir sıraya koyar ve biri yapılıp bittikten sonra sırasiyle hepsini köylüye gördürmeğe çalışır. Evvel yapılması lazım gelen sağlık, yol, mektep işlerinin geri bırakıldığı haber alınır veya şikayet edilirse köyün bağlı olduğu kaymakam veya vali tarafından gösterilen yolda yapılır.

Nis 08

Çocukların 13 yaşından önce Facebook, Twitter gibi ağlara üye olmaması gerekiyor.

Kayseri’de kaybolan ve 1.5 yıl sonra geçen hafta cesetleri gömülü halde bulunan üç çocuğun katil zanlısı Uğur Veli G.’nin Facebook’taki arkadaş listesinde 21 çocuğun bulunması ve pedofilik eğilimlerinin saptanması gözleri internetteki tehlikelere çevirdi. AKŞAM’a konuşan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) İnternet Dairesi Başkanı Osman Nihat Şen çocukları ve ailelerini internetin risklerine karşı uyarmak ve bilinçlendirmek için iki ayrı rehber yayınladıklarını hatırlattı. Ailelerin özellikle sosyal ağlar, online oyunlar, blog siteler ve chat odaları konusunda bilgi edinmesi gerektiğini aktaran Şen,  çocuklarının güvenli internet kullanımını sağlamak için öncelikle ailelerin internetin güvenli kullanım yöntemlerini öğrenmesini istedi. Evdeki bilgisayarın, salon ve oturma odası gibi ortak yaşam alanında kurulmasını isteyen Şen, ‘Bilgisayar, ailenin hep birlikte zaman geçirdiği odada olursa, çocuğunuzun internetle ilişkisini daha rahat kolay kontrol edersiniz’ diye konuştu.

YABANCIYLA ARKADAŞLIK
Yapılan araştırmalara göre yabancılarla kolayca arkadaş olan çocukların yüzde 26′sı sosyal paylaşım sitelerinde hiçbir aile ferdiyle arkadaş olmuyor. Çocukların yüzde 44′ü kişisel bilgilerini sosyal paylaşım sitelerinden paylaşıyor. Çocukların 13 yaşından önce Facebook, Twitter gibi ağlara üye olmaması gerekiyor.

BU UYARILARI DİKKATE ALIN
- Çocuklarınızı internetin tehlikeleri konusunda uyarın.
- Yasakçı olmayın. Aksi halde bir daha sizinle bir şey paylaşmaz ve tehlikelere karşı savunmasız kalır.
- İnternet kullanımı ve süresiyle ilgili kurallar koyun, ebeveyn kontrol programları kullanın
- Bilgisayarı oturma odasına kurun, böylece çocuğunuzun yaptıklarını kontrol edin.
- Çocukların 13 yaşından önce Facebook, Twitter gibi ağlara üye olmaması gerekiyor.
- Sosyal ağ üyeliklerini ve arkadaşlıklarını daha kolay izlemek için siz de çocuğunuzla sosyal ağlarda arkadaş olun.
- Özel bilgilerini asla başkasıyla paylaşmamaları gerektiğini söyleyin.
- İnternette tanıştığı kişilerle asla tek başına görüşmesinler.
- Tanımadığı kişilerden gelen e-mailleri açmasınlar.

Mar 29

ESHAB-I KEHF ŞİMDİ DE ANKARA’DA

Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesi

Cıtytech 2011 5. Uluslar arası Belediye ve Çevre Fuarı Ankara Expo Center’da ziyaretçilerine kapılarını açtı. Kahramanmaraş bölgesinden sadece Afşin Belediyesi’nin katıldığı fuarın açılışını Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı Melih Gökçek yaptı.

Afşin Belediyesi diğer fuarlara olduğu gibi bu fuara da Eshab-ı Kehf Külliyesi ile ilgili tanıtım malzemeleri ile katıldı. Ulusal ve uluslar arası her türlü organizasyonda yer alan Afşin Belediyesi Eshab-ı Kehf Külliyesinin tanıtımında büyük yol kat etti. 27 Mart tarihine kadar açık kalacak olan info fuarcılık organizasyonundaki 5. uluslar arası belediye ve çevre fuarı’na yaklaşık olarak 10 bin kişinin katılımı bekleniyor.

Afşin Belediye Başkanı Fazlı Aydoğan konuyla ilgili yaptığı açıklamada; “Göreve geldiğimiz günden bu güne kadar Eshab-ı Kehf Külliyesinin tanıtımı ile ilgili ne gerekiyorsa şuana kadar yaptığımız kanaatindeyim. Tanıtım konusunda çok büyük bir yol aldık. Ulusal ve uluslar arası fuarlarda açtığımız stantlarla hem ilçemizi hem de manevi değerimiz olan Eshab-ı Kehf Külliyemizi tanıttık. Stantlarımıza beklediğimizden fazla ilgi gördük. Bu konuda bundan sonrada elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Tanıtımla ilgili ne gerekiyorsa yapacağız” dedi.

Kaynak:yesilafsin.com

Mar 29

Anıt Mezarla Ailelerin Acısı Dinecek mi?

Çöllolar Kömür Sahası’nda meydana gelen göçükte toprak altında kalan 9 kişi halen çıkarılmadı ve sahada toprak kaymalarının devam etmesinden dolayı arama-kurtarma çalışmaları da yapılamıyor.

9 kişinin nasıl çıkarılacağı sorusuna henüz cevap bulunmazken, devletin üst düzey yetkilileri arasında sahaya 9 kişi anısına anıt mezar yapılması ihtimali de konuşulmaya başlandı. Aileler ise cenazelerin bir an önce çıkarılması için çalışmaların devam etmesini istiyor.

Büyük bir facianın yaşandığı 6 Şubat 2011 Pazar günkü göçükten 4 gün sonra 10 Şubat 2011 Perşembe günü ikinci bir göçük meydana geldi. Yaşanan iki göçükte 2’si mühendis 11 kişi hayatını kaybederken, 9 kişinin bedenlerine hala ulaşılamadı ve kayma tehlikesinden dolayı çalışmalarda yapılamıyor.
İlk gün Ruşen Demir’in cansız bedenine ulaşılırken, Jeoloji Mühendisi Halil Tatlı, Maden Mühendisi Nail Yılmaz, işçiler Hacı Mehmet İpek, Muhsin Koşan, Kemal Elmas, Adnan Demir, Tuğran Gökhan ve Aydoğan Polat bulunamadı. Bugün facianın 45. günü ve 9 kişi halen 2,5 kilometrekarelik bir alanda, 50 milyon metreküp toprağın altında. Aileler ise yakınlarının cenazelerinin çıkarılmasını bekliyor.

Teknoloji Doğaya Yenik Düştü
Göçüğün meydana geldiği ilk günden itibaren 9 kişinin toprak altından çıkarılması için her türlü yola başvuruldu. 2. Ordu Komutanlığı’nın gönderdiği 2 askeri helikopterin yanı sıra sivil savunma ekipleri, arama köpekleri kullanıldı ama sonuca ulaşılamadı.
Toprak altındakilerin üzerlerinde cep telefonu ve telsiz bulunmasından dolayı GSM operatörleriyle irtibata geçilerek telefon sinyalinden yerlerinin tespit edilmesine çalışıldı, fakat bir sonuç alınamadı. Aselsan’dan uzmanlar çağırıldı ve toprak altındaki çalışanların üzerlerinde bulunan telsizlere sinyaller gönderildi, maalesef bundan da sonuç çıkmadı.
MTA’dan uzman ekipler gelerek radarla arama yaptılar sonuçsuz kaldı. Sahayı İşleten Park Teknik A.Ş., Almanya’dan 3 kişilik uzaman bir ekiple anlaştı. Bölgeye gelen ekip, insansız helikopterle toprak altındakilerin yerini tespit etmeye çalıştı, fakat bunda da sonuç alınamadı.
Kısacası teknolojinin hemen hemen tüm imkanları seferber edildi ama teknoloji Çöllolar Kömür Sahası’nda doğaya yenik düştü.

Facia, Uydu Fotoğrafında
10 kişinin ölümüyle sonuçlanan 10 Şubat 2011 Perşembe günü meydana gelen facia sonrasında göçüğün meydana geldiği Çöllolar Kömür Sahası uydudan görüntülendi ve uydu fotoğrafı faciayı tüm boyutlarıyla ortaya koydu. Fotoğrafta, göçük sonrası yaklaşık 2,5 kilometrekarelik sahanın tamamına yakınının toprakla kapandığı görünüyor.

Toprak Kaymaları Devam Ediyor
Helikopterler ile sivil savunma ekiplerinin yüzeysel arama çalışmalarından bir sonuç çıkmadı. Bunun üzerine sahaya iş makinelerinin gönderilmesi konuşuldu fakat uzmanlar, sahada hareketliliğin devam ettiğini, bu aşamada iş makinelerinin sokulmasının ikinci bir faciaya davetiye çıkarabileceğini belirtmeleri üzerine bu düşünceden vazgeçildi ve sahaya girişler bakanlık müfettişlerince kapatıldı.

Can Güvenliği Olmadığı İçin Arama-Kurtarma Çalışmaları Yapılamıyor
Sahadaki toprak kaymalarının devam etmesi nedeniyle sahanın etrafı şeritlerle çevirili ve birçok yere ‘Heyelan tehlikesi, sahaya girmek tehlikeli ve yasaktır’ yazılı levhalar bırakıldı. Kaymaların can güvenliğini tehdit etmesinden dolayı da 9 kişi için arama-kurtarma çalışmaları yapılamıyor. Yoğun taleplerimiz sonrasında aldığımız izin ile girdiğimiz göçük sahasında kaymaların halen devam ettiği gözle görülüyor. Aradan geçen 43 günlük süre zarfında 9 kişinin toprak altında kaldığı kömür sahasının kenarlarındaki bazı bölgelerinde farklılıklar olduğunu gördük. Bunun nedeni ise zaman zaman yaşanan ve ufak çaplı da olsa devam eden toprak kaymaları.

Kamyonlarla ve Bant Yoluyla Santrale Kömür Taşınıyor
Göçük nedeniyle kömürsüz kalan Afşin-Elbistan B Termik Santrali’nin kömür ihtiyacı ise A Termik Santrali’nin kömür havzası olan Afşin-Elbistan Linyitleri İşletme Müdürlüğü’nden sağlanıyor. 4 Mart 2011 tarihinden itibaren AEL’den B Termik Santrali’ne bant yolları ve kamyonlarla kömür taşınmasına başlandı ve taşıma devam ediyor.

Adli ve İdari Soruşturma Devam Ediyor
Diğer taraftan 6 ve 10 Şubat 2011 tarihlerinde meydana gelen ve 11 kişinin ölümüyle sonuçlanan göçükle ilgili Afşin Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan adli soruşturma bir yandan devam ederken, diğer yanda ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın müfettişlerinin yürüttüğü idari soruşturmada devam ediyor.
Ayrıca adli soruşturma kapsamında atanan 3’ü profesör 1’i doçentten oluşan 4 kişilik bilirkişi de olay yerinde yaptığı incelemelerini tamamladı ve şu an rapor hazırlandığı tahmin ediliyor. Bilirkişi raporunu tamamladıktan sonra başsavcılığa sunacak. Bunun dışında bakanlık müfettişlerince atanan bilirkişi komisyonunun da çalışmalarının devam ettiği öğrenildi.

9 Kişinin Ölüm Karineleri Verildi
Toprak altında kalan 9 işçinin yakınlarının sosyal güvence kapsamına alınması için ilgili kurumlar tarafından başlatılan çalışmalarda da sona yaklaşıldı. İşçilerin ölüm karineleri verilerek nüfustan düşümleri yapılırken, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun da işçi ailelerini sosyal güvence altına alması için çalışmalarını tamamlamak üzere olduğu ve işlemlerin Nisan Ayı içerisinde bitmesi bekleniyor. İşlemlerin tamamlanmasının ardından işçilerin tazminatları ödenecek ve ailelere maaşa bağlanacak.

Tek Çare Anıt Mezar
Göçüğün üzerinden 1,5 ay geçmesine rağmen 9 kişiye değil ulaşmak, onların nasıl çıkarılacağı konusunda teknolojik olarak denenmeyen bir yöntemin kalmamasından dolayı, anıt mezar yapılma ihtimali gündeme gelmeye başladı. Sahaya anıt mezar yapma fikrinin devletin üst düzey yetkilileri arasında konuşulmaya başlandı.
Yetkilileri anıt mezar fikrine yönelten sebepler ise şunlar:
1) 9 kişinin; genişliği yaklaşık 2,5 kilometrekare, üzeri 50 milyon metreküp toprakla dolu yaklaşık 60 metre derinlikteki çukurun neresinde olduğu bilinmiyor.
2) Göçük alanındaki hareketlilik; yani toprak kaymaları halen devam ediyor ve bu hareketliliğin ne zaman biteceği ise bilinmiyor.
3) Göçük alanına iş makinelerinin girebilmesi için; öncelikle çalışmalar sırasında tekrar bir faciaya neden olmamak adına sahanın etrafı emniyetli konuma getirilmesi için hafriyat çalışması yapılacak. Bu işlemin yapılabilmesi için de göçük alanındaki toprak hareketliliğinin sona ermesi beklenecek. Göçük alanındaki tehlikenin ne zaman biteceği konusunda uzmanlar henüz bir tarih veremezken, göçük alanının etrafını emniyetli hale getirilmesi için yapılacak çalışmaların oldukça uzun zaman alacağı aşikar.
4) Bu süre zarfında 9 kişinin cenazeleri de çürümüş olacak.
5) Tüm bu işlemler yapıldıktan sonra 9 kişiyi çıkarmak için çalışmalara başlanacak. Fakat yaklaşık 60 metre derinliğinde ve üzeri 50 milyon metreküp toprakla kaplı alanda; işçilerin çukurunun neresinde olduğu bilinmediği için çalışmalar iş makineleriyle yapılacak. İş makineleriyle yapılan hafriyat çalışmalarında ise iş makineleri cenazeleri toprakla birlikte çıkaracak ve bu işlem sırasında da hiç kimse iş makinelerinin cenazelerini parçalamayacağına, onların cenazesine zarar vermeyeceğine garanti veremiyor.
6) Çalışmalar sırasında cenazelerin zarar görmesi ise ilerde ailelerin acılarını bir kat daha artıracak.
Tüm bu imkânsızlık ve nedenlerden dolayı son ve tek çare Çöllolar Kömür Sahası’na 9 kişinin isimlerinin yazılı olacağı, ailelerin istedikleri zaman rahatlıkla ziyaret edebileceği, dua edip Kur’anlarını okuyabileceği, çevre düzenlemesi yapılmış, onların manevi şahsiyetlerine layık bir Anıt Mezar yapılması.
45 gündür çocukları, kardeşleri, babaları toprak altında olan aileler ise çaresizce yetkililerden bir haber bekliyor. 9 kişinin artık toprak altından sağ çıkmayacağını bilen ailelerin tek arzusu ise cenazelerini alıp mezarlarına defnetmek. Toprak altında kalan 9 kişiden Cuma Yıldırım, Muhsin Koşan, Kemal Elmas ve Hacı Mehmet İpek’in Elbistan İlçesi’ndeki yakınları yetkililere ‘cenazelerimiz ne zaman teslim edecekler?’ diye soruyorlar. Cenazelerini almak istediklerini söyleyen bazı aileler ise anıt mezar fikrine de sıcak bakmıyorlar.

Yusuf Yıldırım; “Elini Öpeyim Başbakan’ım Oğlumu Çıkar”
Cuma Yıldırım’ın babası Yusuf Yıldırım, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek oğlunun toprak altından çıkarılmasını istiyor. Yıldırım; “Bu çocuklarımızın kemiklerinin çıkarılmasını istiyoruz. Lütfen bize de yardımcı olun Başbakan’ım senden rica ediyorum. Başbakan’ım sen bana söz vermiştin, “Yusuf amca 3 devletle görüşme yapıyoruz, yakında çocukların yerini belirleyip çıkaracağız” demiştin. Senden bunu rica ediyorum, Başbakanım ellerinden öpüyorum” dedi.

“Kemikleri Çıkarılsın Kafi”
Yusuf Yıldırım, anıt mezar yerine oğlunun cenazesinin verilmesini istediğini belirterek; “Oraya anıt mezar yapalım diyorlar da, orayı şimdi çöl ilan ettiler. O çukuru anıt mezar yapsalar biz nasıl inip de Fatiha okuyacağız. Kemikleri çıksa dahi iyi olur. Anıt mezara karşıyız. Kemikleri çıkarılsın yeter” dedi.

Mevlüt İpek; “Onlar Çıkarıldığı Zaman Acımız Hafifleyecek”
Hacı Mehmet İpek’in ağabeyi Mevlüt İpek de kardeşinin bir an önce çıkarılmasını istiyor. İpek; “Bu insanların çıkartılıp ailelerine verilip bir mezar taşının olmasını çok yürekten istiyoruz ve verilen sözlerin de arkasında durulmasını istiyoruz. Onlar çıkartıldığında acımız daha da hafifleyecek. Yetkili ağızlardan bunların toprak altından ne zaman çıkarılacağının açıklanmasını bekliyoruz” dedi.

Mehmet Ali İpek; “Yeğenlerimiz Her Akşam babasını Soruyor”
Mevlüt İpek ayrıca, anıt mezar teklifinin getirilmesine dahi izin vermeyeceklerini belirtirken, kardeşi Mehmet Ali İpek de anıt mezar konusunda ağabeyi ile aynı görüşte olduğunu belirtti.

Mehmet Ali İpek; “Yeğenlerimiz ‘amca babamın mezarı nerede, ben kimin mezarına sahip çıkacağım’ diyorlar. Ben bunun bir an önce çıkartılmasını istiyoruz. Çocukların yanına her akşam giderken bir yalanla gidiyoruz. Devletimizden onların çıkartılıp bize teslim edilmesini ve mezarlarının belli olmasını istiyoruz” dedi.

Gülgün Koşan; “Eşimin Mezarının Köyünde Olmasını İstiyorum”
Toprak altında kalan Muhsin Koşan’ın eşi Gülgün Koşan ise eşinin bir an önce toprak altından çıkarılmasını istiyor. Gülgün Koşan; “Buraya gelip de söz veren yetkililerden eşimin bir an önce çıkarmalarını istiyorum. Çalışmaları hızlandırsınlar ve ikinci bir ölümü bir daha yaşmayalım. Kendilerinin çocukları olsa böyle yaparlar mıydı, en son teknolojiyi kullanırlardı. Bizi oyalamaya çalışıyorlar. Benim çocuklarım her gün ‘anne babamızın yeri olmayacak mı?’ diye soruyor. Ben çocuklarıma cevap veremiyorum. Eşim sapasağlam gitti. Hiç gündeme getirmiyorlar, herhalde çıkaramayacaklar. Ben anıt mezar istemiyorum. Eşimin mezarının kendi köyünde olmasını istiyorum. Ben oraya her zaman nasıl gideceğim çocuklarımla. Tehlikeli yer olduğunu kendileri söylüyorlar, biz oraya nasıl gideceğiz?” dedi.

Onur Koşan; “Bizi Bu Duruma Getirenlerin Cezalandırılmasını İstiyorum”
8 yaşındaki kardeşi Zümrüt ile birlikte babasız kalan 10 yaşındaki Onur Koşan ise babası Muhsin Koşan’ın bir mezarı olmasını istediğini belirterek; “Babam ve 8 işçinin bize teslim edilmesini istiyoruz, sağ olmadığını biliyoruz ama yine ümitleniyoruz, babamız sağ, bizim için çıkacak diye. Bizi bu durumlara getirenlerin cezalandırılmasını istiyoruz. Adalet yerini bulsun. Ben hiç kabullenmem. Öldürseler yine de kabullenmem. Nasıl bir Fatiha okuyacağız babamızın başında” dedi.

Mühmani Koşan; “DDK Araştırma Yapsın”
Muhsin Koşan’ın kardeşi Mühmani Koşan da göçük olayının çok yönlü bir şekilde araştırılması gerektiğini söyledi. Mühmani Koşan; “Göçük altında kalan 9 kişinin ailelerin tamamı cesetlerin çıkarılarak kendilerine verilmesini talep ediyor. İnsani boyutta da bunun ne demek olduğunu devlet büyüklerimizin bunu idrak ettiğini düşünüyorum. Daha önce cumhurbaşkanlığına Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) harekete geçirilmesi için bir mail atmıştım. Bunların denetlenmesini, göçüğün sebeplerinin araştırılmasını, bağımsız ve Türkiye’nin en üst düzey denetleme kurumu olan Devlet Denetleme Kurulu’nun harekete geçerek bir rapor hazırlamasını talep ediyorum. Cumhurbaşkanlığı’ndan Şaban isminde bir beyefendi beni aradı. Onlar, Devlet Denetleme Kurulu’nun burada böyle bir yetkisi olmadığını söylediler. Ama burada devletin bir denetim görevi var. Özel şirket olsa bile oradaki iş ve işlemlerin denetimini devlet yapıyor” dedi.

“Bu Olayı AİHM’e Kadar Taşıyacağız”
Olayla ilgili olarak da ilk suç duyurusunda bulunan ailenin kendileri olduğunu da belirten Koşan; “Ben ve yengem suç duyurusunda bulunduk. Biz bunun sonuna kadar da arkasında duracağız. Eğer yargı bizi haksız bulursa bir üst mahkemeye gideceğimizi söylüyorum. Yüksek yargı da bizi haksız bulursa bu davayı Avrupa İnsan hakları Mahkemesi’ne götüreceğimizden herkesin adı gibi emin olmasını istiyoruz. Orada da netice alamazsak mahkemeyi kübraya kadar götüreceğiz biz bu işi” dedi.

“Anıt Mezar Teklifi Yetkilileri Rahatsız Etmiyorsa Bir Problem Yok”
Yetkililerin anıt mezarla ilgili düşüncelerini de değerlendiren Mühmani Koşan; “Burada 9 insanın rahatsız edilmemesinden bahsediliyor. Böyle bir teklif eğer yetkililerimizi rahatsız etmiyorsa bir problem yok. Bence böyle bir teklifle ailelere gelmekten onlar rahatsızlık duymalılar. Eğer rahatsızlık duymuyorlarsa bize gelip böyle bir teklifte bulunabilirler ama biz böyle bir teklifi kabul etmeyeceğiz” dedi.

Ali Koşan; “Kemikleri Dahi Olsa Çıkarılıp Bize Verilsin”
Toprak altındaki Muhsin Koşan’ın bir diğer kardeşi Ali koşan ise; “Göçük alanında kalan 9 kardeşimizin bir an önce oradan çıkartılarak insanlara teslim edilmesini ve acılarının dindirilmesini istiyorum. Oradaki insanların akıbetinin ne olacağı şuan için belli değil. En azından oradaki insanların kemikleri dahi olsa çıkartılıp bizlere verilmesini ve bir mezarımızın olmasını istiyoruz. Devlet büyüklerimizden bunu bekliyoruz” dedi.

Gürsoy Öğütoğlulları; “Verilen Sözler Yerine Getirilsin”
Muhsin Koşan’ın kayınbiraderi Gürsoy Öğütoğulları da bölgeye gelen bakanların 9 kişinin toprak altından çıkarılması için ellerinden geleni yapacaklarını söylediğini belirterek; “Ancak uzun bir müddet geçmesine rağmen acılı ailelerin acıları dinmediği gibi gün geçtikçe katlanıyor. Bunun da sebebi, bütün aileler şöyle bir tedirginlik içerisindeler. İnsanlarımız orada çürüyecekler ve yarın çıkarıldıklarında bile kemiklerinin DNA testi ile tespit edilmesiyle ailelerine verilebileceği endişeni taşıyorlar. Bu bağlam da ben ilgililerin, bakanların bize verdikleri sözlerin yerine getirilmesini, insanların bir an önce çıkarılarak yerlerinin bizlerde aile olarak belirlemek istiyoruz” dedi.

“Anıt Mezarla Ailelerin Acısı Dinecek mi?”
Birinci göçükten sonra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca bölgede çalışma faaliyetlerinin tamamen durdurulmuş olması gerektiğini ifade eden Öğütoğlulları; “Bence şu soruyu sormak gerekiyor. Orada bu şekilde büyük bir kazanın meydana gelebileceği bir çukurun açılmasına nasıl müsaade ediliyor? Diğer yandan şunu çok düşünmek gerekir. Ailelerin acısı acaba dinecek mi? Orası bir anıt mezar olduğunda hangi aile nereye gidip ellerini açıp dua edecekler, Fatiha okuyacaklar. Bu sorunun cevabı nerede? Olayın ilk gününden itibaren devletten talebimiz şuydu. Başka bir kazaya sebebiyet vermeden insanların cesetlerinin bozulmadan güvenli bir şekilde insanlara verilmesi talebiydi ve bu talebimizi yeniliyoruz. Ben, böyle bir şeyi hoş karşılamam” dedi.
Toprak altındaki Kemal Elmas’ın kardeşleri Hüseyin ve Enver Elmas ile kayınbiraderi Murat Tontuş da kardeşlerinin bir an önce toprak altından çıkarılmasını, anıt mezar istemediklerini söylediler.

Kaynak:yesilafsin.com

Şub 21

Afşin’de tüm olumsuz koşullar bir aradaymış

Afşin’de tüm olumsuz koşullar bir aradaymış

TMMOB’a bağlı Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Afşin Elbistan Çöllolar Açık Kömür Ocağı’nda meydana gelen heyelanlarla ilgili olarak olay yerinde yaptığı incelemelerin ardından bir rapor hazırlayarak kamuoyuna sundu. Raporda heyelanın oluşması için gerekli tüm olumsuz koşulların Çöllolar Açık Ocak işletmesinde bir araya geldiği kaydedildi.

Çöllolar Açık Ocak işletmesinde ilki 6 şubat 2011 tarihinde, ikincisi 10 Şubat 2011 tarihinde heyelanlar meydana gelmişti. İlk heyelanda 1 işçi hayatını kaybederken, ikinci heyelanda 10 maden emekçisi kayan malzemenin altında kalmış, bir işçi heyelandan ölü olarak çıkarılmıştı. Bir jeoloji mühendisi, bir maden mühendisi olmak üzere 9 maden emekçisi ise halen heyelan malzemesi altında bulunuyor. Heyelanla ilgili JMO tarafından yerinde yapılan incelemeler sonucu hazırlanan rapor bir basın açıklaması ile kamuoyuna sunuldu.

Heyelanların meydana geldiği Çöllolar kömür sahasının 2007 yılında EÜAŞ tarafından, işletilmek üzere 25 yıllığına Park Holding‘e devredildiği hatırlatılırken, raporda şu ifadelere yer verildi : “Faciaya dönüşen kazalar, bilimsel ve teknik alt yapı eksikliği kadar uygulanan yanlış politikaların bir sonucu olarak ne yazıkki yaşanmaya devam etmektedir. Yenisağ politikaların uygulanması sonucunda genelde madencilik ve özelde de kömür madenciliğinde kamu kurumları süreç içinde asli işlerinden çekilmiş, özelleştirme, taşeronlaştırma, kiraya verme, hizmetleri ihale etme gibi yöntemlerle kamu madenciliğinden vazgeçildiği bir noktaya gelinmiştir. İnsanı merkezine almayan maksimum üretim ve kara odaklanmış, bilimsel ve teknolojik altyapıdan uzak, eğitimli işgücünün ve sendikalaşmanın olmadığı, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin yeterince alınmadığı bir kömür madenciliği yaratılmıştır. Park Holding tarafından işletilen Afşin-Elbistan Çöllolar Açık Ocağı`nda meydana gelen heyelanlar sonucunda yaşanan facianın nedenleri de belirtilenlerden özünde farklı değildir.”

“Tüm olumsuz koşullar Çöllolar Açık Ocak işletmesinde”
JMO raporunda, insanı merkezine alan politikalarla, bilim ve mühendisliğe gerekli önemin verilmesiyle heyelan gibi jeolojik tehlike ve risklerin faciaya yol açmasını engellemenin mümkün olduğu ifade edilirken, heyelanın oluşması için gerekli tüm olumsuz koşulların Çöllolar Açık Ocak işletmesinde bir araya geldiği ve 6 Şubat 2011 tarihinde batı şevinde, 10 Şubat 2011 tarihinde ise doğu şevinde heyelanlar gerçekleştiği kaydedildi.

JMO, alınan ve alınmayan önlemlere ilişkin kimi sorular da sorduğu raporunda, ayrıca “Çöllolar kömür ocağının işletilmesinin uzman kamu kuruluşu olan TKİ den alınarak özelleştirme amacıyla önce EÜAŞ`a sonra da işletilmek üzere 25 yıllığına Park Holding`e devredilmesi sonucu yaşanan özelleştirme ve taşeronlaştırmanın yaşanan faciadaki etkisi nedir? (araştırılacak mıdır?)” sorusunu yöneltti.

JMO, madencilikte ölümlerin yaşanmaması için çeşitli başlıklarda raporlar hazırlandığını belirtirken şunları kaydetti: “Denetimsiz ve kuralsız çalışan, kaza riskine açık madenciliğin önüne geçilmelidir, Özelleştirmelere, taşeronlaştırmaya derhal son verilmelidir, İnsanı merkezine almayan, en kısa sürede en fazla karı hedefleyen; günlük çalışma süresi uzun, ücreti düşük, güvencesiz çalışma ortadan kaldırılmalıdır, Öncelikle özel maden işletmelerinde maliyet unsuru olarak görülüp uygulanmayan işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri tam olarak uygulanmalıdı, İş güvenliği denetimi eksiksiz yerine getirlmeli, denetimin özelleştirlmesi uygulamalarına derhal son verilerek kamusal denetim etkinleştirilmelidir, Kazaların önlenebilmesi için sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalıdır.”

“Sorumluluk tüm topluma düşüyor”
JMO iş cinayetlerine dönüşen maden facialarının yaşanmasının kader olmadığına dikkat çekerken, raporda “Bilim ve mühendisliğe gerekli önemin verilmesi halinde jeolojik tehlike ve risklerin engellenerek faciaya yol açmayacağını ifade ediyoruz” sözlerine yer verildi.

JMO yaşamını yitiren tüm madencilerin yakınlarına başsağlığı dilerken, konunun unutturulmayarak takipçisi olmanın tüm toplumun sorumluluğu ve görevi olduğuna dikkat çekti.

Göz göre göre ölüme yollandılar
İşçiler konuya ilişkin yaptıkları açıklamada, 6 Şubat’ta meydana gelen ilk göçükten sonra Park Teknik ve EÜAŞ yetkililerinin yaptıkları toplantıda; EÜAŞ yetkililerinin “biz kendimizi bize kömür vereceğiniz tarihe göre ayarlıyoruz, bu süreyi 1,5 ay olarak öngörüyoruz ve Kışlaköy’den kömür almak için çalışmalara başlıyoruz” dediğini, bun karşılık Park Teknik yetkililerinin ise “biz 3 günde çalışmaları bitirir, kömür vermeye başlarız” diye taahhütte bulundukları yönünde duyumlar aldıklarını söylemişlerdi.

Bundan sonra işçiler sahaya yollanmış, çalışmalara başlanmış, arkasından 10 Şubat’ta ikinci heyelan meydana gelmişti. İşçilerin iddialarına göre 10 Şubat sabahı işçiler çalışmaya başlarken TKİ’den emekli olup Park Teknik’te çalışan bir operatör kazıyıcıya çıkıp çalışmaya başladığında zeminde hareketlenmeler olduğunu farketmiş, öncesinde de operatör yetkili mühendisleri uyarmış; sahanın buz tuttuğunu, hareketlenmeler olduğunu, buzun çözülmesi durumunda göçük olabileceğini belirtmişti. Mühendis işine devam etmesini söylerken, tecrübeli işçi bu koşullarda çalışamayacağını belirterek işi bırakmış, yukarı çıktıktan hemen sonra da göçük meydana gelmişti. İşçiler sahaya indirilirken bir tehlike olabileceğinin farkında olan patronların, her sabah puantaja attırdıkları imzaları o sabah attırmamaları da önemli iddialar arasında.

(s-Haber Merkezi)

Şub 19

Arama Çalışmalarına Rüzgar Ve Yağmur Engeli

Afşin Elbistan B Termik Santralinde meydana gelen heyelanda toprak altında kalan vatandaşları çıkarmak için bölgeye gelen Alman uzman heyeti, şiddetli rüzgar ve yağmur nedeniyle çalışmalara başlayamadı.

10 Şubat’ta meydana gelen 9 işçinin toprak altında kaldığı Çöllolar Kömür havzasında araştırma yapmak üzere Alman MGT Firması Temsilcisi Dr. Johannes Stoll, mühendisler Christoph ECK ve Benedikt Imbach bölgeye geldi. İnsansız helikopter ve manyetik sensörlerle toprak altında kalan iş makinelerinin yerlerini tespit ederek vatandaşlara ulaşmayı amaçlayan heyet dün şiddetli rüzgar bugün ise yağmur nedeniyle çalışmalarına başlayamadı.
Bu arada toprak altında kalan vatandaşların yakınları da bölgeye gelmeye devam ediyor. Yağan yağmurla birlikte bölge çamur deryasına dönüşürken endişeli gözlerle kömür havzasını seyreden vatandaşlar, yakınlarının en azından mezarlarının yerini bilmek için bulunmasını istedi. Yeni heyelan riskleri bulunan bölgede, firma güvenlik görevlileri de yakınları uzaklaştırarak yeni bir can kaybı yaşanmasını önlemeye çalışıyor.

Öte yandan heyelan bölgesi altında bulunan suyun tahliyesi için su pompaları da çalıştırılmaya devam ediyor. Diğer yandan yine bölgenin çok yakınından geçen Hurman Çayı’nın bu bölgeye sızmasını engellemek için set yapımına başladı. İş makineleri tarafından bölgede kazı çalışmaları sürüyor.

Kahramanmaraş’ta Afşin Elbistan B Termik Santrali için kömür üretimi yapılan Çöllolar Kömür havzasında, 10 Şubat’ta meydana gelen heyelanda, Hacı Mehmet İpek, Muhsin Koşan, Adnan Demir, Tuğran Gökhan, Nail Yılmaz, Kemal Elmas, Cuma Yıldırım, Aydoğan Polat ve Halil Tatlı toprak altında kalmıştı. Toprak altında kalan 9 kişiye çeşitli yöntemlerle yapılan aramalara rağmen bir türlü ulaşılamamıştı.Arama Çalışmalarına Rüzgar Ve Yağmur Engeli başlıklı ve Afşin Elbistan B Termik Santralinde meydana gelen heyelanda toprak altında kalan vatandaşları çıkarmak için bölgeye gelen Alman uzman heyeti, şiddetli rüzgar ve yağmur nedeniyle çalışmalara başlayamadı. özetli haberi okudunuz.

Kahramamaraş’ın Afşin İlçesi’ndeki Afşin-Elbistan B Termik Santrali’ne kömür sağlayan Çöllolar Kömür Sahası’ndaki göçük altında kalan 9 kişinin bulunması için Almanya’dan gelen 3 kişilik ekip, saha çalışmasına başladı. Almanların, kamyonet içinde oldukları sanılan kayıpları, uzaktan kumandayla çalıştırılan, küçük boyutlardaki insansız helikopterle toprak altına manyetik sinyal göndererek arayacakları belirtildi.

Çöllolar Kömür Sahası’nda 10 Şubat’taki göçükte milyonlarca metreküp toprak ve kömür altında kalan ve hayatlarından umut kesilen Jeoloji mühendisi Halil Tatlı, makine mühendisi Cuma Yıldırım, maden mühendisi Nail Yılmaz, makine operatörleri Hacı Mehmet İpek, Muhsin Koşan, Kemal Elmas, dozer operatörü Adnan Demir, topograf Tuğran Gökhan ve drenaj işçisi Aydoğan Polat’ın bulunması için Almanya’dan istenen 3 kişilik uzman ekip Afşin’e geldi.

Alanında uzman Jeofizik Mühendisi Dr. Johannes B. Stol, Elektroteknik Mühendisi Benedik Imbach ve Elektronik Mühendisi Christoph Eck, göçük alanında saha çalışmasına başladı. 3 gün sürecek çalışma hakkında bilgi veren Christoph Eck, kayıpları, içinde bulundukları sanılan araçlardan yola çıkarak bulmayı hedeflediklerini söyledi. İnsansız helikopter yöntemi kullanacaklarını belirten Eck, “Helikopterde manyetik bir parça var. Onunla toprak altında herhangi bir cisim var mı onu araştıracağız? Saha çok geniş, bulmak biraz zor olacak. Helikopter için hava koşulları ve yükseklik çok önemli. Uçuş sırasında helikopterin aldığı verileri Dr. Dr. Johannes B. Stol, yorumlayacak” dedi.

Dr. Johannes B. Stol da, helikopterin bugüne kadar sadece askeri alanda silah ve metal aramada kullanıldığını, insan araması yapılmadığını söyledi. En son teknolojinin kullanıldığı helikopterle öncelikli olarak içinde 4 kişinin olduğu sanılan kamyoneti bulmaya çalışacaklarını belirten Stol, “Bu helikopter 1 yıldır kullanılıyor, insana duyarlı değil. Ancak içinde insan olduğu bilinen araçları arayacağız. Oradan yola çıkarak kayıpları bulmaya çalışacağız. Bu araçların toprak altındaki derinliği ve boyutu manyetik sinyal açısından çok önemli” dedi. Stol, bölge hakkında yeterli bilgiye sahip olduklarını, çalışmalarını 3 günde tamamlayacaklarını sözlerine ekledi.

Kaynak:hurriyet.com.tr

Şub 19

Afşin’deki Göçükte İşletme Kusurlu

Afşin’deki Göçükte İşletme Kusurlu

Jeoloji Mühendisleri Odası, kömür havzasındaki gerilim çatlaklarını dikkate almayan işletmeyi kusurlu buldu.

Türkiye Jeoloji Mühendisleri Odası, Kahramanmaraş Afşin’deki kömür havzası heyelanıyla ilgili incelemelerini tamamladı ve raporunu açıkladı.

İncelemeler sonucunda, işçilerin kömürün çıkarıldığı tabana inmesini sağlayan basamakların hem yüksekliğinin, hem de açılarının doğru ayarlanmadığı tespit edildi.

Hazırlanan raporda, bölgeden geçen çayın kömür havzasındaki yeraltı sularını beslediği ve bu suları boşaltacak yeterli direnaj kuyularının açılmadığı bilgisine yer verildi.

Türkiye Jeoloji Mühendisleri Odasının raporuna göre, kömür havzasındaki gerilim çatlakları heyelanın habercisiydi, ancak kömür işletmesi gerekli önlemleri almadı.

Kaynak: TRT

Şub 18

Afşin’deki Heyelan için Almanya’dan kurtarma Ekibi !!

Afşin’deki Heyelan,  Nevzat Pakdil, Toprak Altında Kalan 9 Kişiye Ulaşmak İçin Almanya’dan Gelecek Ekibin Yarın Bölgede Çalışma Yapacağını Söyledi.

TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil, Afşin’deki Çöllolar açık kömür üretim sahasında meydana gelen heyelanda toprak altında kalan 9 kişiye ulaşmak için Almanya’dan gelecek ekibin yarın bölgede çalışma yapacağını söyledi.

Pakdil, Aa muhabirine yaptığı açıklamada, Afşin-Elbistan B Termik Santrali için kömür tedarik edilen alanda toprak altında kalan 9 kişiye ulaşmak içim tüm olanakların seferber edildiğini vurguladı.

Heyelan alanında son olarak İstanbul ve İzmir’den getirilen kokuya duyarlı köpeklerle arama çalışması yapıldığını ifade eden Pakdil, “Maalesef bugüne kadar yapılan tüm çalışmalarla bir sonuca ulaşılamadı” dedi.

Halen Aselsan’dan gelen bir ekibin heyelan sahasında aeromanyetik sistemle arama çalışmaları yürüttüğünü belirten Pakdil, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Toprak altında kalan kişilerden bazılarının yanında telsiz olduğu belirtilmişti. Aselsan’dan gelen bu ekip telsizlere yönelik bir çalışmanın içerisinde. İnşallah bu çalışmalardan sonuç alırız. Toprak altında kalan 9 kişinin çıkartılması için Almanya’dan gelen bir ekip yarın bölgede çalışma yapacak. Ekibin çalışma yapabilmesi için iş makineleri bir noktada çalışma yaptı. Ekiptekiler için platform yapılacak.”

Kayıp 9 kişinin bulunması için madencilikte uzman birkaç ülke ile de görüşmelerin sürdürüldüğünü ifade eden Pakdil, bu görüşmelerin sonucunda görevlendirilecek ekiplerin Türkiye’ye gelmesini beklediklerini bildirdi.

Pakdil, açıklamasını şöyle tamamladı:

“Uzmanlar tarafından ‘teknik olarak risk yok’ denildiği zaman ekipmanlarla çalışma başlayacak. Ancak şu ana kadar ‘risk yok’ diyen olmadı. Eğer böyle bir cevabı alırsak bütün iş makinelerini sahaya indirebiliriz.

Kayıpların ailelerini heyelan alanına götürdük. Aileler heyelanı çok yakından gördüler. Tabii herkes üzgün, bizler de üzgünüz. Ben çalışmaları yakından takip ediyorum, çalışmalarda belirli bir noktaya gelininceye kadar ben bölgede kalacağım.”

Kaynak: Anadolu Ajansı

Şub 18

Hergün göçük korkusuyla yaşıyorlar, Göçük bir beldeyi tehdit ediyor

Hergün göçük korkusuyla yaşıyorlar, Göçük bir beldeyi tehdit ediyor

9 işçiyi yutan ölüm çukuru Afşin-Elbistan Termik Santrali’nin kurulduğu 1973 yılından beri ölüm saçtığı ortaya çıktı. Yapımında yüzlerce işçinin hayatını kaybettiği santrale kömür taşınan maden sahanın yanı başında kurulu Çoğulhan Beldesi halkı yıllırdır her gün göçük tehlikesi ile yaşıyor. Sadece bu da değil. Santral aynı zamanda bir çevre ve sağlık felaketinin de baş aktörü. Belde sakinleri ve belediye başkanı, beldenin afet projesi kapsamına alınarak yerinin değiştirilmesini istiyor.
Çoğulhanlılar göçük korkusu ile yaşıyor 4

Kahramanmaraş’ın Afşin- Elbistan Termik Santrali Park Teknik- Ciner Çöllolar İşletmesi’nde meydana gelen göçük nedeniyle Çoğulhan Beldesi halkı tedirgin. Halk hemen yanı başlarında yaşanan göçüğün, yaşam alanlarını da yok edeceği kaygısı ile yaşamaya çalışıyor.

KURULDUĞU GÜNDEN BERİ TEHLİKE SAÇIYOR

Kahraman’ın Afşin- Elbistan termik santrali Parkteknik- Ciner Çöllolar işletmesi kömür sahasında yaşanan göçükte toprak altında kalan 9 işçiye bir hafta geçmesine rağmen ulaşılamadı.

Kurulduğu 1973 yılında günden beri halkın yaşamını etkileyen santral nedeniyle çevre halkı kaygılı ve tedirgin. Kömür havzasına sınır 2 bin 800 nüfuslu Çoğulhan Beldesi’nde halk, göçüğün kendi yaşamlarını yerle bir edeceği kaygısı ile yaşıyor, yaşamaya çalışıyor. Göçüğün ardından beldede 15 ev boşaltıldı.
Bir de “mecburen” beldede yaşamak zorunda kalanlar var. Göçük tehlikesinin yanı sıra, yıllardır santralden çıkan zehiri soluyarak yaşamak zorunda kalan Çoğulhan sakinleri, başka alternatifleri olmadığı için evlerini terk edemiyor.

ETHA’ya konuşan Çoğulhan sakinleri ve Belediye Başkanı Yıldız, beldelerinin yerinin değiştirilmesini istiyor.

KORKTUĞUMUZ BAŞIMIZA GELDİ

Göçüğün ardından evinin duvarlarında küçük çatlaklar meydana gelen Zeliha Kuzu “Artık burada yaşamaktan korkuyoruz ama ne yapacağımızı da bilmiyoruz” diyor.

53 yaşındaki Aciz Kas, bugüne kadar göçük olacağı kaygısı ile yaşadıklarını belirtiyor. “Sonunda korktuğumuz yanı başımızda oldu” diyor.

Termik santralin sağlıklarını da olumsuz etkilediğini söyleyen Kas şöyle devam ediyor: “Termik Santral, yıllardır tepemize kül yağdırıyor. Elbise seriyoruz üzeri kül ile kapanıyor, çırpmadan içeri alamıyoruz. Doktora gittiğimizde Çoğulhanlıların termik santralden çok etkilendiğini söylüyor. Çoğulhanlıların çoğunda kanser var. Bugün kadar belediye başkanları da bizler de filtre takılsın diye çok çabaladık, ama yapmadılar. Bir sürü para harcanır diyorlar, bizim sağlığımızı hiçe sayıyorlar.”

BELDE DE KANSER ÇOK YAYGIN

Kadir Biçici ise 9 işçiyi yok eden göçüğün meydana geldiği gün, büyük bir sarsıntı olduğunu anlatıyor. Göçük alanının yaşadıkları yere yakın olduğunu belirten Biçici, “Burada yaşayanlar olarak beldenin burada kaldırılmasını istiyoruz. Parası olan gidiyor, parası olmayanda kalmak zorunda” diyor.

Göçük tehlikesinin yanı sıra santralin sağlıklarını da olumsuz etkilediğine dikkat çeken Biçici, “Sadece gözle görünen kül değil, çıkan gazlardan dolayı da insanlar zarar görüyor. Zaten kanser beldede çok yaygın. Bugüne kadar kaldırılması için bazı girişimler oldu ama yeterli değil. Zaten halk ayaklansa da kimse duymuyor. Bu saatten sonra termik santrali kaldırmazlar, bari beldemizi istimlâk edip buradan kaldırsınlar. En güzeli de bu” diyor.

HEP GÖÇÜK OLACAK DİYORLARDI

Fatma Karadağ sözlerine, “Hep diyorlardı burada göçük olacak diye. Sonunda oldu, onca insan toprak altında kaldı” diyerek başlıyor. Bu korku ile yaşamak istemediklerini söyleyen Karadağ, “Yanı başımızda oldu yarın bir gün bizi de önüne katıp götürebilir bu göçük” diyerek kaygılarını dile getiriyor.

Termik Santralin kuruluşundan beri zehir soluduklarını, şimdi ise göçük altında kalma korku ile yaşamak zorunda kaldıklarını vurgulayan Fatma Karadağ, “Termik santral yapıldığından beri burada ki insanlara hayat zehir olmuş. Her gün bunun zehirini çekiyoruz içimize, tozunu temizliyoruz. Elbiseleri seriyoruz, külden yıkayıp yıkamadığımız belli değil. Onu bir yana koy, bizim sağlığımız elimizden gidiyor. Nefes alamıyoruz artık” diyor.

YILDIZ: HUZUR RİSKİ ALTINDAYIZ

Çoğulhan Beldesi Belediye Başkanı Adem Yıldız , her şeyden once, öncelikli olarak 9 işçinin bedeninin göçük altından çıkarılmasını istediklerini belirtiyor. Özellikle ikinci göçüğün Beldelerini çok etkilediğini söyleyen Yıldız, yaşanan göçüğün ardından tehlikeli olduğu için 15 evi boşaltmak zorunda kaldıklarını belirtiyor.

Yetkililerin kendilerine şu an için beldelerinin herhangi bir tehlike içinde olmadığı yönünde açıklama yaptıklarını söyleyen Belediye Başkanı Yıldız şöyle devam ediyor: “Biz risk altında olalım olmayalım. 9 işçimizin göçük altında olması sürekli santraldeki montajları sırasında işçilerin düşmesinden dolayı huzurumuz kalmadı. Şimdi göçük riski yok ama biz huzur riski altındayız. Özellikle bu olaydan sonra uyku uyuyamaz olduk. Burada mutsusuz. Ben bir belediye başkanı olarak mutsuzum.”

BELDE AFET PROJESİ KAPSAMINA ALINSIN

Beldenin afet projesi kapsamına alınması gerektiğini vurgulayan Yıldız, “Başka birşey istemiyoruz. Buraya gelen bakanlarımızla görüştük. Gerekirse Bayındırlık Bölge Müdürlüğü ile de bir görüşme yapacağız. Yetkililerden bir an önce söylediklerimize kulak vermelerini istiyoruz” diyor.

Çöllolar maden sahasının beldelerine iyice yakınlaştığını belirten Belediye Başkanı, “Yarın halk ile karşı karşıya gelmemek için şimdiden Afet Projesi kapsamına alıp, beldemizi güzel bir şekilde Almanya’da yapıldığı gibi kamulaştırsınlar. Güvenli bir yere konutlarımızı yapıp bizleri oraya taşısınlar” diyor.

Kaynak:etha.com.tr

Şub 17

Afşin’de göçük altında kalanlar için yarın gıyabi cenaze namazı kılınacak

Kahraman Maras Afsin ULU CAMIIKahramanmaraş’ın Afşin ilçesinde kömür üretim sahasında meydana gelen heyelanda toprak altında kalan 9 kişi için yarın gıyabi cenaze namazı kılınacak.

Afşin Müftüsü Halil İbrahim Genç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Afşin-Elbistan B Termik Santrali için kömür tedarik edilen alanda toprak altında kalan 9 kişi için ilçelerindeki tüm camilerde cuma namazının ardından gıyabi cenaze namazı kılınacağını söyledi.

Olaydan üzüntü duyduklarını, böyle bir olayın bir daha yaşanmamasını temenni ettiklerini belirten Genç, şöyle konuştu:

”Çöllolar kömür havzasında bir göçük meydana geldi. Göçük esnasında 9 hemşehrimiz toprak altında kaldı. Hemşehrilerimiz bütün çalışmalara rağmen kurtarılamadı. Hemşehrilerimizin artık sağ kurtulma ihtimallerinin tükendiği bir duruma geldik. Bu arkadaşlarımızın cenaze namazının kılınması gerekiyor.

Arkadaşlarımızın yakınları ve halkımızdan da bu yönde istekler alıyoruz. Yarın Afşin Merkez Camisi’nde topluca gıyabi cenaze namazı kılacağız. Gıyabi cenaze namazı ilçemizdeki diğer camilerde de kılınacak. Üzüntülüyüz, arkadaşlarımız genç yaşta Allah’ın rahmetine kavuştu. Sevinçliyiz, onlar şehit oldular çünkü şahadet rütbesi çok onurlu ve yüksek bir rütbe.”

Kaynak: zaman.com.tr

Şub 17

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Afşin’de göcük altına kalanların ailelerini aradı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Afsin’de göcük altına kalanların ailelerini aradı

Erdoğan, göçükte ölen 2 vatandaş ve hala göçükte bulunan 9 kişinin ailesiyle telefon görüşmesi yaptı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kahramanmaraş’ın Afsin ilçesinde meydana gelen göçükte hayatını kaybeden 2 vatandaş ve hala göçük altında bulunan 9 kişinin aile yakınlarıyla telefon görüşmesi yaptı.

Başbakanlık’tan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, 6 Şubat 2011 ve 10 Şubat 2011 tarihlerinde Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesinde meydana gelen göçükte hayatını kaybeden 2 vatandaşımızın ve hala göçük altında bulunan 9 vatandaşımızın aile ve yakınlarıyla ayrı ayrı telefonla görüşmüş ve kendilerine sabır telkin etmiştir.”

Şub 14

POYRAZOĞLU: GÖÇÜKLERİN NEDENİ SORUMSUZLUKTUR!

POYRAZOĞLU: GÖÇÜKLERİN NEDENİ SORUMSUZLUKTUR!

Birçok yaralı ve 50 milyon m3′lük göçük altında insanlarımız var. Ölenlere Allahtan rahmet ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Yaralılara ve göçük altında kalan kardeşlerime acil şifalar diliyorum.

Felaketle ilgili açıklamaları üzüntüyle izlemekteyim. İki felaketin meydana gelmesinden sonra; konuyla ilgili en enteresan açıklamayı, kömür çıkaran özel sektörün profesörü yaptı, dedi ki;”Göçükler bölgedeki depremlerden dolayı oluşmuştur”.  Bu depremlerin büyüklüğü ne kadar? 2 ile 3 arasında. Sayın profesöre soruyorum? Bu büyüklükteki depremler yüzlerce defa olmakta olup, bırakın 50 milyon m3 lük bir heyelanı, zeminde ufacık bir tahribat veya değişiklik yapması bile söz konusu olamaz. Bu açıklamayı neden yaptı? Tek sebebi var; Patronlarını kurtarmak için. Bölgemizdeki insanlar ölmüş, toprak altında kalmışlar, sözde profesörün umurunda bile değil. Yetkililere çağrıda bulunuyorum; Bu adam hakkında lütfen soruşturma açınız.

2.Enteresan Durum ise; Felaketin üzerinden bir hafta geçmeden, özel sektörün hiçbir ciddi çalışma yapmadan kömür çıkarmak için kolları sıvaması. Bir an önce kamyonların giriş- çıkış yollarını açıp, kazıcıları devreye sokup kömür çıkarılmak istenmiştir. Birinci göçükten sonra Maden İş genel başkanı İsmail Aslan bir açıklama yaptı;” Zemindeki açıklıklar çakıllarla doldurularak kazılar yapılmış”. Soruyorum; Telaşınız ne idi ki bu insanlarımızın hayatlarını hiçe sayarak onların ölümü pahasına kazılar yaptınız? Onları ölüme gönderdiniz?

Diğer bir hususta yeraltı kömürleri çıkarılırken, kömürün suyunu dışarı atmak için, yüzlerce sondaj kuyuları açılmaktadır. Zemin boşluğundaki bu sular çekilince oralarda yüzlerce m3 büyüklüğünde boşluklar oluşmaktadır, bundan dolayı da çökmelerin olması kaçınılmazdır? Bunlarla ilgili bir çalışma var mı? Onu da merak etmekteyim?

Gönül isterdi ki yerinde incelemelerde bulunalım? Ancak, içeri giremezsiniz denildiğinden, ancak aldığım bilgiler çerçevesinde yorumlar yapabilmekteyim.

Yazılacak çok şeyler var, ancak bu ortamda fazla da yaraları kaşımak istemiyorum.

BU İŞİN ESAS SORUMLULARI; SORUMLU SORUMSUZLARDIR. BUNLARIN HAKKINDA, CİDDİ SORUŞTURMALARDA BULUNULMASINI BEKLİYORUZ.

Kaynak: afsininsesi.com.tr

Şub 14

Mevlid Kandiliniz Kutlu Olsun

MEVLİD KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN

İslam âlimleri mevlid kutlamalarının hükmü konusunda ihtilaf etmiş ve kimileri bu uygulamayı bid’at sayarak şiddetle karşı çıkmıştır. Bizim de görüşlerine katıldığımız büyük bir kısmı ise Hazreti Peygamber‘in dünyaya gelmesi sebebiyle muhtaçlara yardımda bulunmanın, Rasuli Ekrem’i anlatan şiirler okumanın, güzel elbiseler giyerek sevinç gösterisinde bulunmanın birer güzel amel olduğunu ifade etmişlerdir.

Mevlid Kandili Nasıl İdrak Edilir?

Mevlid sözlükte “doğum yeri ve zamanı” demektir. Mevlit ya da Veladet Kandili Efendimiz Hazreti Muhammed sallahu aleyhi ve sellemin kâinatı varlığıyla şereflendirdiği doğum gecesi olan Hicrî Rebiul-evvel ayının onikinci gecesidir.

Asr-ı Saadet ve Dört Halife Dönemi ile Emeviler ve Abbasiler dönemlerinde mevlidle ilgili bir uygulamaya rastlanmaz. İlk resmi mevlid kutlaması Fatımiler’de (970′ler) görülürken Kuzey Afrika’da halkın Hıristiyan bayramlarını kutlamasını önlemek amacıyla 1230′lardan itibaren uygulanmaya başlamıştır.

Osmanlılar’da mevlid III. Murad’la birlikte (1588) resmen kutlanmaya başlanmıştı. Bu kutlamanın resmi bir bayram niteliğinde gerçekleştirilmesi Osmanlı’da İslam ve Hz. Peygamber sevgisinin yerleşmiş bir gelenek ve kapsamlı bir sistem halinde ortaya konması nedeniyledir. Bu kutlamalara kandil denilmesi de Osmanlılar’da mübarek günlerin gecelerinde minarelerde kandil yakılması sebebiyledir.

Bütün kandil gecelerinde yapılması tavsiye edilen önemli bir takım ameller vardır ki bunlar afv ü mağfirete nail olma, ecir ve sevap kazanma, manevî gelişme kaydetme ve Allah’ın rızasına ulaşma vesileleridir.

O günlerin şartları içinde minarelerdeki mahyaların nasıl bir şenlik görüntüsü oluşturduğunu hayal edebiliriz. Dinî anlam ve mesajları toplumu meydana getiren her çeşitten insana taşımak için büyük bir fırsat olan bu günleri görsel bir şölen havasıyla hafızalara kazımanın eğitsel önemi tartışılmazdır. Bütün mübarek gün ve gecelerin kutlanmasını gelenekselleşmiş törenlere dönüştürme işinin özellikle Osmanlı coğrafyasında tecrübe edilmesinde diğer inanç ve kültürlerle yakın temasın ve bu temas sebebiyle görsel vurguya olan ihtiyacın etkili olduğu düşünülebilir. (Özellikle tarih boyunca -ve günümüzde- inanç ve kültürün hem gelecek nesillere hem de diğer kültür mensuplarına tanıtılmasında törensel sanat ve estetiğin etkisi düşünülürse bu konu daha iyi anlaşılabilir.)

İslam âlimleri mevlid kutlamalarının hükmü konusunda ihtilaf etmiş ve kimileri bu uygulamayı bid’at sayarak şiddetle karşı çıkmıştır. Bizim de görüşlerine katıldığımız büyük bir kısmı ise Hazreti Peygamber’in dünyaya gelmesi sebebiyle sevinmenin, onun doğumunun sevinciyle muhtaçlara yardımda bulunmanın, Rasuli Ekrem’i anlatan şiirler okumanın, güzel elbiseler giyerek sevinç gösterisinde bulunmanın birer güzel amel olduğunu ifade etmişlerdir.

Bu görüşte olan âlimler Efendimiz’in pazartesi günü oruç tutmanın faziletini anlatırken “bu benim doğduğum ve bana vahiy indirilen gündür” diyerek doğumunun önemine işaret etmesini ve ayrıca Hazreti Peygamber’in doğduğu haberi üzerine cariyesini azat eden Ebu Leheb’in bu davranışı sebebiyle her pazartesi azabının hafifletildiğine dair rivayeti görüşlerini temellendiren deliller olarak kabul etmişlerdir.

Kur’ân tilavetiyle, her türlü zikir ve dua ile kaza ve nafile namazlarla O’na yönelişimizi yerine getirebiliriz. Mübarek gecelerin gündüzünde (ertesi gün) mümkün olduğunca oruçlu olmak da bu geceyi yaşayabilmiş olmanın güzel bir şükrüdür.

Ayrıca Efendimiz’in bizzat kendi mescidinde Allah ve Rasulü’nü öven ve İslam düşmanlarını kahreden şiirler söyleyen Hassan b. Sabit için özel bir minber koydurması ve “Hassan’ın sözlerinin düşmanlara ok yarasından daha tesirli olduğunu” ifade buyurması, dinin asıllarının anlatılması, aktarılması ve Allahın Rasulü’ne duyulan muhabbet ve bağlılığın pekiştirilmesi yolunda edebiyatın gücünü göstermesi anlamında önemli bir delildir.

Mevlid kutlamaları sırasında Rasul-i Ekrem’in doğumunu anlatan, onu medh ü sena eden ve genel olarak “mevlid” diye isimlendirilen şiirlerin okunması bir gelenek haline gelmiştir. Bugün Müslümanların konuştuğu hemen her dilde birçok mevlid mevcuttur. Mevlid, artık İslam toplumuna mal olmuş ortak bir değerimizdir. Bu eserlerin dinlemek ve dinlettirilmek suretiyle halka ulaştırılması da çok önemli. Çünkü bizim toplumumuz ciddi bir dinleme kültürüne sahiptir.

Bütün kandil gecelerinde yapılması tavsiye edilen önemli bir takım ameller vardır ki bunlar afv ü mağfirete nail olma, ecir ve sevap kazanma, manevî gelişme kaydetme ve Allah’ın rızasına ulaşma vesileleridir. Bu mübarek gecelerin her birinin bir başka cihetten sevinç ve şükür vesilesi olduğunu hatırlayacak olursak bu sevinç ve şükrü ifade etmek için namaz, oruç, Kur’ân kıraati, sadaka, hayır hasenat gibi çeşitli ibadetlerin icra edilmesi müslümanın sevincini ortaya konma biçiminin günümüz insanının ölçüsüz, sınırsız sevinç gösterilerinden ne kadar farklı olduğunu da dikkatlerimize sunar. Müslümanın korku, hüzün, sevinç, mutluluk, başarı, başarısızlık gibi birbirinden farklı her duygusunu ifade ederken Rabbiyle ilişkisini esas alması, sığınırken de şükrederken de Rabbini anması bu mevlid kandili vesilesiyle bir kez daha hatırlanmalıdır.

Dinimizce mübarek sayılan ve yıl içerisine adeta serpiştirilen bu günlerin İslam toplumuna getireceği barış ve huzur açısından en önemli katkılarından biri de insanlar arasındaki olumsuzlukları iyileştirme gücüdür. Bu günlerde mü’minlerle helalleşilir. Küs ve dargın olanlar barıştırılır.

Rasulullahın dünyayı teşrifinin kutlanması demek olan bu mübarek günde öncelikle evlerimizde çoluk çocuğumuz ve yakınlarımız için müslümana yakışır bir sevinç ve kutlama ortamı hazırlamalı, bu geceyi Efendimizin daha yakından tanınması için bir vesile haline getirmeliyiz.

Bütün duygular topluluk halinde yaşandığı zaman etkisini artırır. Bu nedenle mübarek gün ve gecelerde camilerde veya diğer mekanlarda Allah’ı ve Rasulünü anmak için yapılan törenlere katılmak, oralarda okunan Kur’ân-ı Kerim’i, Allah’ın Rasulüne bağlılığımızı anlatan mevlid-i şerif ve ilahileri dinlemek, Peygamber Efendimiz’e salât ü selâmlar getirmek, hasılı sevgi ve coşku ırmaklarının aktığı denizde bir katre olabilmek kalplerimizin katılığına en güzel merhemlerden biridir.

Bu merhemle toplumsal yaralarımızın şifasını talep ettikten sonra her birimizin şahsen Allah Teala Hazretlerine halini arz etme, bu mübarek vakitlerde O’na el açan sayısız kullarının içinde duası reddedilmeyecekler arasına karışabilmek için O’ndan dileyeceklerini dilemek üzere kişisel olarak da huzura durmalıyız. Bu duruş elbette tek bir formda değildir. Kur’ân tilavetiyle, her türlü zikir ve dua ile kaza ve nafile namazlarla O’na yönelişimizi yerine getirebiliriz. Mübarek gecelerin gündüzünde (ertesi gün) mümkün olduğunca oruçlu olmak da bu geceyi yaşayabilmiş olmanın güzel bir şükrüdür.

Dinimizce mübarek sayılan ve yıl içerisine adeta serpiştirilen bu günlerin İslam toplumuna getireceği barış ve huzur açısından en önemli katkılarından biri de insanlar arasındaki olumsuzlukları iyileştirme gücüdür. Bu günlerde mü’minlerle helalleşilir. Küs ve dargın olanlar barıştırılır. Gönüller alınır; kederli yüzler güldürülür. Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulur. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilir. Hayattaki manevî büyüklerimizin, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın kandilleri tebrik edilir, duaları istenir.

Bütün bu güzelliklerin bu mevlid kandilinden başlamak üzere yaklaşan her mübarek gün ve gece vesilesiyle hayatınızda biraz daha yer etmesi ümidiyle hayırlı kandiller.

Kaynak: sonpeygamber.info

Şub 14

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, 13 Şubat Pazar günü Afşin’e geldi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, 13 Şubat Pazar günü  Afşin’e geldi. Bakan Yıldız, bir basın toplantısı düzenledi. Geceyi Afşin’de geçirdi. Bakan Yıldız’ın, bugün bölgede incelemelerine devam edeceği öğrenildi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Afşin-Elbistan B Termik Santraline kömür sağlanan sahada yaşanan heyelana ilişkin önceliklerinin, kayıp 9 kişiye bir an önce ulaşmak olduğunu söyledi.

Yıldız, Afşin-Elbistan B Termik Santrali İşletme Müdürlüğünde yetkililerle yaptığı toplantının ardından yaptığı açıklamada, Afşin-Elbistan B Termik Santraline kömür tedarik edilen ve özel sektör tarafından işletilen Çöllolar kömür sahasında, afet denilebilecek ölçüde ciddi bir toprak kayması olduğunu ifade etti.

Olayda 1 kişinin öldüğünü ve haber alınamayan 9 kişinin olduğunun hatırlatan Yıldız, toplantıda olaya ve olayın ardından yürütülen çalışmalara ilişkin yetkililerden ve ilgililerden bilgi aldığını kaydetti.

Yıldız, vefat eden işçiye Allah’tan rahmet, kederli ailesine baş sağlığı dileyerek, haber alınamayan 9 kişinin durumuna ilişkin zamanın aleyhlerine çalıştığını bildiklerini, ümitlerini kaybetmemeye çalıştıklarını vurguladı.

Toplantıda öncelikli meselenin kayıp 9 kişiye bir an önce ulaşmak olduğunun bir kez daha altını çizdiklerine dikkati çeken Yıldız, şöyle konuştu:

”Bizim en öncelikli meselemizin, bu arkadaşlarımıza ulaşmak olduğunun tekrar altını çizdik. Tabii ki işimiz kolay değil. Burada 50 milyon ton civarında bir topraktan bahsediyoruz. Bir kilometrelik, 2 kilometrelik bir yerin, yaklaşık 110-120 metre kalınlığında, zaman zaman 135 metreyi bulan kalınlıkta kaydığını, ciddi bir toprak kaymasının, heyelanın olduğu bir yerden bahsediyoruz.

Bizim önceliğimiz öncelikle 9 arkadaşımıza ulaşabilmek. Ancak bir yandan su çıkıyor, bu toprak suyla besleniyor. Yeni kurtarma ekiplerimizin, ister özel sektörden olsun, isterse kamudan herhangi bir yeni risk, hayati tehlike açısından da çalışmalar son derece dikkatle takip ediliyor. Hem zeminde hem de bu kayan toprakta yapılan analizlerde bu toprağın giderek daha da çamurlaştığını, 400 tane pompayla su çekilen bu yerde şu anda ancak 200 pompanın çalışabildiğini görüyoruz.”

Kayıp 9 kişiye ulaşılabilmesi için yer değiştiren toprağın daha fazla sıvılaşmaması gerektiğini belirten Yıldız, 50 milyon ton hafriyatın içinden 9 kişinin alınabilmesi için çalışma yürütülürken, başka insanların hayatını riske etmemenin de önemli bir konu olduğunu ifade etti.

“Konumuz işçilere ulaşma konusudur”

Yıldız, alandan kömür tedarik edilen Afşin-Elbistan B Termik Santrali’ne ilişkin ”üretim ne olacak?”, ”kömür olacak mı, olmayacak mı?” gibi sözler sarf edildiğini duyduklarını kaydederek, bu konuların kendileri için öncelikli olmadığını belirtti.

”Bunlar şu anda bizim önceliğimiz değil. Şu anda bizim tek önceliğimiz var, bu arkadaşlara bir an önce ulaşabilmek. Biz bunun için birtakım alternatif çözümlerini bulabilir ya da bulmayabiliriz. Yani Termik santralin enerji üretimiyle ilgili konu şu anda bizim için öncelikli konu değil. O konuda arkadaşlarımız çalışıyorlar ama bizim en önemli önceliğimiz, buradaki işçiler ve mühendislerimize, topoğraflarımıza ulaşmak” diyen Yıldız, toprak altında yalnızca işçilerin kalmadığını hatırlattı.

Yıldız, şunları kaydetti:

”Bu konu ne üzerinde siyaset yapılacak bir konudur ne de üzerinde parti çalışması yapılacak bir konudur. Burada öncelikle kardeşlerimize ulaşmakla alakalı konumuz vardır. Tabii ki bu konuyla alakalı hem cumhuriyet savcılığımız kanalıyla hem de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığıyla beraber soruşturmalarını başlatmıştır, incelemelerini başlatmıştır.

Fakat söz konusu hafriyat çok ciddi bir miktardır, hafriyat çok ciddi bir miktardır. Şu ana kadar Çöllolar’da yapılan çalışmalarda 138 milyon ton toprak alınmıştır. Ama şu anda kayan toprak miktarı 50 milyon tondur. O yüzden bu bulunduğumuz bölgede ciddi bir coğrafya değişikliği oldu. Bu 3-4 kilometrelik alanda ciddi bir coğrafya değişikliği oldu.”

Yıldız, kayıp 9 kişinin bulunması için GSM hassas arayıcılarla elektromanyetik dalgalar gönderilerek, AKUT ekipleriyle ve insana duyarlı köpeklerle, ellerindeki teknik cihazları kullanarak bir çalışma gerçekleştirildiğini bildirdi.

60 metre derinlikteki toprağın 4-5 metreden sonraki bölümünde sıvı ortamın daha çok olmasının kayıp 9 kişiye ulaşılmasını güçleştirdiğini vurgulayan Yıldız, toplantıda yapılabilecek çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunduklarını yineledi.

“Azalmayan hassasiyetimizle çalışmalar devam edecek”

Yıldız, ”Her gün azalmayan hassasiyetimizle çalışmalar devam edecek. Bunu bilmenizi isterim. Ama yeni bir cana malolmamak açısından da bu çalışmalar dikkatle takip edilecek” diye konuştu.

Toprak altında 9 kişinin kaldığı olaya kayıtsız kalmalarının kesinlikle düşünülemeyeceğini vurgulayan Yıldız, ”Hem hepimizi derinden üzen bu olayın tekrarlamaması hem de o arkadaşlarımıza, kardeşlerimize ulaşabilmek açısından bir işlem yapmamız söz konusudur. Makinesiz böyle bir işlem yapmak söz konusu değildir. Ama makinenin o alana girebilmesi için de zemini sağlamlaştırmamız lazım. Herhangi bir yeni heyelanın olma ihtimali de vardır, bu konuda da duyarlı olmamız lazım” diye konuştu.

Yıldız, açıklamalarının ardından gazetecilerin ve vatandaşların sorularını yanıtlarken, kömür üretim sahasındaki toprak kayması riskinden çevredeki yerleşim yerlerinin etkilenmesinin söz konusu olmadığını belirtti.

Konunun soruşturulması ve diğer işlemlerin yerine getirilmesinde bir aksaklığın kesinlikle olmayacağını, ama kendilerinin ilk planda bu konuları değil ulaşılamayan kişilerin durumunu ele aldıklarını kaydetti. Yıldız, bu nedenle ”suçlu kimdir”, ”suçlu var mıdır, yok mudur” konularında ”kesin hüküm cümleleri” kullanmadıklarını bildirdi, bu konunun altını çizdiğini vurguladı.

Türkiye’nin Afşin-Elbistan Termik Santrali’nde gerçekleşecek enerji üretimine ilişkin bir meselesinin olmadığını, Türkiye’nin ihtiyacını karşılayacak enerjiye sahip olduğuna dikkati çekti. Yıldız, açıklamalarının ardından haber alınamayan 9 kişinin aileleriyle görüştü, olayda hayatını kaybeden dozer operatörü Ruşen Demir’in babası Osman Demir’e taziye ziyaretinde bulundu.

Kaynak: elbistaninsesi.com

Şub 10

VATANDASLARDAN YORUMLAR… AYNI NAKARAT!!!

Eski Türk filmlerinde, polis hep olay bitince siren öttürerek gelir ve ölen ölmüş olan olmuş olurdu.Hep sorardık ”daha önce neden yetişmediniz ?” diye. Bu acı olay yüreklerimizi tekrar tekrar dağladı.Şimdi heyetin teşrifi ne çare ? Tedbir hani? İhmalin bedeli nasıl verilecek? Diri diri gömülen canların hesabı nasıl verilecek? Heyet konuşur gider….Ne oldu ”afet bölgesine gittik işte !” hmmm…

**************************
ihmal
resmen ihmal karlık 4 gün önce bir göcük oluyor bugün calışma oluyor ve insanlar zorlanarak oraya sokuluyor yazık yazık 700tl para için bunlar yapılmaz neden enerji bakanı gecen haftaki kazadagelmedi eüaş bukadar neden duyarsızkaldı ….hala firmayı mı savunuyor acaba ??

**************************
hükümet

hükümetimiz başkalarına ettigini bunlarada etmesi lazım hesp sorulmalı sayın vatandaş bunuda hükümetimiz yapmalı

**************************
göçük

Bu memleket yetim bu memleket öksüz…Bu memlekette kölelik yok deniyor… Bu memelekette insanlar evlerine bir parça ekmek götürmek için 8 saat çalışmaları gerekirken 11 12 saat çalıştırılarak çok komik rakamlarla eziliyor…Kim verecek şimdi bu insanların hesabını kim verecek şimdi onların gözü yaşlı karısının kundakdaki çocuğunun hesabını…

***************************
işçiler
Yarın da çıkıp “Allahtan gelen doğal afet,işçiler olmaması gereken yerdeymiş,yetkililer elinden geleni yaptı kimsenin kusuru yok, böyle bir afette bu kadarcık ölüm olmasına şüktretmeliyiz” derlerse zerre kadar şaşırmam.

Kaynak:elbistaninsesi.com

Şub 10

AFŞİNİN KÖMÜR SAHASI VE SANTRALLERİ,CAN ALMAYA DOYMUYOR

AFŞİNİN KÖMÜR SAHASI VE SANTRALLERİ
CAN ALMAYA DOYMUYOR
-AFŞİNİN EN ÖNEMLİ SORUNLARINDAN BİRİ KÖMÜR SAHASI VE SANTRALLERDE GERÇEKLEŞEN
CAN KAYIPLARI VE YARALANMALAR
1974 yılında yapımına başlanılan A santralinde Afşin’in güzide evlatları canlarını kaybetmeye başladı o gündür bu gündür kayıplar devam ediyor. Birçoğu Afşin ilçesinden olan can kayıplarına her gün bir yenisi daha ekleniyor.
Bölgemizin en önemli iş alanlarından olan Afşin kömür ve santral alanları iş alanı olmasına rağmen bir o kadar da can alıcı soyha bir iş.
Santral yapımlarındaki ölümlerin yanında santral işletmesinde ve kömür çıkarma alanlarında ölümler ve yaralanmalar devam ediyor. Ölümlerden ölüm beğen denilecek türde ölümlerin yaşandığı Afşin kömür ve santral ölümlerine her gün bir yenisi daha ekleniyor. En acı ölümlerin yaşandığı kömür ve santral alanlarında ölüm çeşitleri çok değişik. Kızgın cüruf içinde yanarak can vermeler, yüksekten düşerek ölümler ve toprak kaymalarından dolayı oluşan ölümler bunlardan bazıları.
Afşin kömür ve santralleri ülkemizin en önemli enerji kaynaklarından olmasına rağmen bu bölgeye her alanda yapılan altyapı hizmetlerine pek önem verilmiyor.
ŞİMDİ SORUYORUZ

daha 4 gün önce meydana gelen göçükte ölü ve yaralının olmasına rağmen maden sahasında gerekli analizler yapıldımı?
bilirkişilerden çalışma raporu geldimi?
Park Teknik ve Ciner yetkilileri hangi üst düzey yetkilinin raporuna dayanarak bir yıldır devam eden göçük sahasına işçileri sokuyor?
Sinekli’nin suyu nerde? Pancar mı sulanıyor? ne sebeple Kabaoğlak, Hurman, Çoğulhan, Balik kanalına tutuluyor?
Şu anda meydana gelen göçüğün birinci derece nedeni suyun akmasından kaynaklandığı bildiriliyor. Göçük altında kaç kişinin olduğu bilinmiyor. Olaydan 6-7 saat geçmesine rağmen ikinci Ordudan gelen 2 araştırma helikopteri dışında devlet kanadından hiç kimse yok.
Kaynak:

afsininsesi.com

Şub 10

9 işçiden haber alınamıyor !!!

Afşin-Elbistan Termik Santrali

Afşin-Elbistan Termik Santrali

Afşin’de ikinci göçük meydana geldi.

Afşin-Elbistan Termik Santralinde, daha önce göçen kömür sahasında yapılan çalışmalar sırasında yeni bir göçük oluştu. Olayda 9 işçiden haber alınamıyor. AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Afşin-Elbistan B Termik Santraline kömür üretilen sahada iş makinesi çalışırken göçük meydana geldi. Göçüğün ardından bölgeye çok sayıda ambulans ve arama- kurtarma ekibi sevk edildi. Sahada çalışan kimi işçiler göçük altında kalanlar olduğunu belirtirken, olayı duyan çok sayıda işçi yakını bölgeye geldi. Jandarma ekipleri işçi yakınlarının bölgeye girmesine izin vermedi. jandarma da sahada kömür üretimi yapan Park Teknik firması yöneticileriyle yaptığı görüşmeler ve arama çalışmaları sonucunda, kömür üretim sahasında olmaları gerektiği bildirilen 9 kişiye ulaşamadı. Kayıp kişilerin makine operatörleri Hacı Mehmet İpek, Muhsin Koşan, Kemal Elmas, makine mühendisi Cuma Yıldırım, jeoloji mühendisi Halil Tatlı, elektrikçi Rüşen Demir ve drenaj işçisi Aydoğan Polat olduğu belirlendi. Ulaşılamayan diğer 2 kişinin ise adının ”Adnan” olduğu öğrenilen bir dozer operatörü ile mesleği öğrenilemeyen Turhan Gökhan olduğu tespit edildi. Bu arada, göçük yaşanan Çöllolar açık kömür üretim sahasında, askerler ve Park Teknik Şirketi işçileri tarafından arama çalışmalarına devam ediliyor. Çalışmalara işçi yakınları da katılıyor. 
 
VALİ DAHA ÖNCE 5 AÇIKLAMIŞTI
 Kahramanmaraş Valisi Şükrü Kocatepe, olayın hemen ardından AA muhabirine yaptığı açıklamada, göçüğün 6 Şubat’ta meydana gelen 1 işçinin öldüğü ve 10 işçinin yaralandığı alanda yaşandığını bildirdi.Bölgede yürütülen çalışmalar sonrası ulaşılan ilk bilgilere göre 2 işçinin hafif yaralandığını belirten Vali Kocatepe, ”Haber alınamayan 5 kişi var. Bu kişilerden 4′ünün minibüs içerisinde, diğer kişinin de dozer operatörü olduğu bilgisini aldık” dedi. Göçükten hemen sonra 2. Ordu Komutanlığı’ndan arama-kurtarma helikopteri ve Adana’dan da arama-kurtarma ekibi istediklerini ifade eden Kocatepe, ”Ümit ederim üzücü bir olayla karşılaşmayız” diye konuştu.
10 KİŞİLİK TAHLİSİYE EKİBİ, KAHRAMANMARAŞ’A GİDECEK
 Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdür Yardımcısı Mahmut Özçelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, göçüğün ardından kurtarma çalışmalarına katılmak üzere Kahramanmaraş’a gönderilmek için ekibin hazırlandığını söyledi. Şu anda 10 kişilik ekibin ekipmanlarıyla hazır beklediğini anlatan Özçelik, ”Hareket konusunda henüz emir gelmedi, bekliyoruz. Muhtemelen helikopterle ekibimiz Kahramanmaraş’a hareket edecek. Ankara’daki ilgili birimler organizasyonu sağlıyor. Haber bekliyoruz” dedi. Zonguldak’taki ocaklarda göçük, grizu ve kömür patlaması, karbonmonoksit zehirlenmeleri, metan gazı ve karbondioksit boğulmaları gibi çok sayıda kazalara müdahale eden ekipler; göçük açma, ahşap tahkimat yapımı ve dar kesitte çalışma konularında tecrübeli uzman personellerden oluşuyor.

Kaynak:yesilafsin.com

Eski yazılar «