Kahramanmaraş’ta Yaşayan Ahıskalılar: (Kuşkayası, Poskof, Kireç ve Yazıdere köyü)

(Kuşkayası, Poskof, Kireç ve Yazıdere) “AHISKA BİR GUL İDİ GİTTİ
BİR EHLİ DİL İDİ GİTTİ
SÖYLEYİN SULTAN MAHMUD’A
İSTANBUL KİLİDİ GİTTİ”



Muhaceretten Sayfalar:

 Kahramanmaraş’ta Yaşayan Ahıskalılar,(Kuşkayası, Poskof, Kireç ve Yazıdere köyü) 

 

Ünal KALAYCI

 

Anam, dünyanın çeşitli yerlerini mekân tutan evlatlarını kastederek: “Tahıl tanesi gibi serpildiniz.” demişti. Tarla sürüldükten sonra bele bağlananpeştamal ya da kola takılan kovadaki tohumluk, tarlanın yüzeyine avuç avuç serpilir. Yalnız bu serpmeyi herkes yapamaz. Her tohum tanesi eşit aralıklarla tarlanın yüzeyini kaplamalıdır; İyi ürün almak için milimetrik olmalıdır. Bu sebeple herkes tarlayı sürebilir ama herkes tohum serpemez. Rahmetli anamın bu benzetmesi aslında bütün Posoflular, Artvinliler ve Ahıskalılar için geçerliydi. Yeryüzüne biz tohum gibi serpildik. Bu serpmede kimi zaman dıştan gelen (işgal, zorla sürgün vs.) kimi zaman da içten gelen (hayatı idame için) mecburiyetler vardı.

Posoflular nerelere serpilmemişti ki… Malatya’da Doğanşehir, Konya’da Mecidiye, Bursa’da merkez, Gemlik, İnegöl, Kocaeli-Tütünçiftliği, Kayseri’de Sarız ve daha nice yer… Yurt içinde ve yurt dışında muhtelif yerlere serpilen Posoflular, tahılın bire yedi, yetmiş, hatta duruma göre yedi yüz olduğu gibi artmış, çoğalmışlar. Bu yazıda Kahramanmaraş’a serpilen Posofluların izini süreceğiz.

Kahramanmaraş’ta Posof muhacirlerinin yaşadığını ilk defa bu yörede komiser olarak görev yapan Gönülaçan köyünden Enis İşbacar’dan öğrenmiştim. Daha sonra Sayın Yunus Zeyrek de bahsetmiş, benden bu konuyu araştırmamı istemişti. Hatta, “K ahramanmaraş’ta yaşıyorsun, o yazıyı da ben mi yazayım!” şeklinde sitemde bulunmuştu. Artık bu konuyu araştırmam şarttı. Fakat yazılı kaynaklarda böyle bir konuyu bulmak zordu. O zaman sözlü kaynaklara başvurmak gerekiyordu. Burada yaşadığım süre için de dedeleri Posof’tan göç eden kişilerle karşılaşmıştım, onları bulmalıydım. Fakat önce bu konuları iyi bilen değerli eğitimci Celal Kaya Bey’le görüşmeliydik.

Celal Bey ile tanışmamız üç yıl öncesine dayanır. Çalan telefonumdaki ses Aziz adlı öğretmen arkada şımındı. “Hemşehrini buldum. Posoflu, artık yalnız değilsin. En kısa sürede okula bekliyorum.” diyordu. Ertesi gün Celal Bey’le tanıştık. Celal Bey göç tarihlerini çok iyi biliyordu. Bu tanışmadan sonra birkaç kez yine görüşmüştük. En son bu yazıyı hazırlamak için yanına uğradım. Celal Hoca ile göçün çerçevesini çizen bir görüşme gerçekleştirdik. Ben sordum, o cevapladı. İşte konuşmamız:

Hocam sizin dedelerinizin Posof’tan göç ederek buralara geldiğini biliyoruz. Sizinle o meseleyi konuşmak istiyorum. Ama önce okuyucularımız sizi tanımak ister.

Memnuniyetle. 1948 yılında Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesine bağlı Gölpınar köyünde dünyaya gelmişim. İlkokulu köyümde, liseyi Kahramanmaraş İmam Hatip Lisesinde okudum. Mezun olduğum 1967 yılında Elbistan merkez vaizliğine atandım. Kayseri Yüksek İslam Enstitüsüne devam ederek 1971 yılında mezun oldum. Malatya, Balıkesir ve Afşin’de öğretmenlik ve idarecilik görevlerinde bulundum. Bir ara Afşin Belediyesi Personel İşleri Müdürlüğü yaptım. 1990-1994 yılları arasında Kahramanmaraş Kültür Merkezi Müdürlüğü (Şimdiki adıyla İl Kültür Müdürlüğü)yaptım. 1994’te ticaret hayatına başladım. 2007 yılında Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitimi Okulunda müdür olarak yöneticiliğe geri döndüm. 2008 yılında 125. Yıl Eğitim Okulu ve İş Okulu Müdürlüğüne atandım. Halen bu görevi yürütmekteyim. Evli ve beş çocuk babasıyım. Arapça biliyorum.

Dedeleriniz Posof’tan hangi tarihte ve niçin göç etmişler? Nerelere ve nasıl yerleş(tiril)mişler?

93 Harbi diye bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşından sonra Osmanlı Devleti mağlûp olunca bizim memleketimizin de içinde bulunduğu bölge savaş tazminatı olarak Ruslara bırakılmış. Bir kısım halk yerinden oynamamış, bir kısmı ise Rus idaresine razı olmayarak içerilere doğru göç etmişlerdir. Devlet bu göçmenleri, Malatya’nın Doğanşehir ilçesine, Konya’nın Aziziye beldesine ve daha pek çok yerlere yerleştirmiş. Dedelerimizin de içinde bulunduğu Posof yöresinden gelen bir grubu, Osmaniye’nin Küllü Köyü ve Hatay Dörtyol ilçesine bağlı Yeşilköy adlı yerleşim birimlerine yerleştirmiş. Göçen aileler devletin gösterdiği o yerlere yerleşmişler. Fakat geldikleri yer, memleketin en soğuk yeri, yerleştikleri yer ülkenin en sıcak yeri! Sıcakla birlikte sivrisineğe dayanamamışlar. Hayvancılık yaptıkları için bu yerler malcılığa da el verişli değilmiş. Bir süre sonra çevrede yerleşecek yer aramaya başlamışlar. Geldikleri yere iklim olarak en çok benzeyen Afşin’in Eski Posof Köyüne (Yeni ismi İnci) yerleşmişler.

Peki buraya yerleşmelerinde bir sıkıntı olmamış mı?

Hayır, bir sıkıntı olmamış. Tabi oraya gelip selâmsız konmamışlar. Önce oradan arazi almışlar. Sonra da gelip o araziye ev bark kurup yerleşmişler. Oranın toprağı verimliymiş. Dedelerimiz çalışmış çabalamış, köylerini yörede varlıklı bir köy hâline getirmişler. Fakat bu defa eşkıya rahat bırakmamış. Devir Osmanlı’nın son devri. Yaşlı, sakat, kadın ve çocukların dışında eli silah tutan herkes askerde. Yöredeki eşkıya baskınları, halka rahat vermemiş. Elinde silâhı olmayan dedelerimiz, kendilerini savunamamışlar. Çareyi oradan göç etmekte bulmuşlar. Eski Posof’tan ayrılanların kurdukları ilk köy Afşin’in Kabaağaç- Altaş köyleri arasındaki Yazıdere Köyüdür (Yeni Posof köyü olarak bilinir). Eski Posof’tan gidenlerin kurdukları ikinci köy Kuşkayası’dır. Eski Posof’tan gidenlerin kurdukları üçüncü köy Göksun’un Kireç Köyüdür. Burada yeni bir hayat kurmuşlar fakat tahminime göre 1920’lerde o köye Dağıstan’dan gelen Lezgiler yerleştirilmiş. Aynı köyü paylaşan iki grup arasında gerginlikler, sürtüşmeler meydana çıkmış. Posoflu muhacirler o yörede bulunan Erzurumlu bir memurun da desteğini alarak 1940’larda suyun çıktığı bir mevkiye gitmiş, orada yeni bir köy kurmuşlar. Lezgiler, Posoflu muhacirlerin suyun başında yeni bir köy kurmalarına itiraz etmişlerse de mani olamamışlar. İşte doğduğum köy, Posoflu muhacirlerin kurduğu dördüncü köy olan bu Gölpınar köyüdür. Kireç köyünde Posof muhaciri hiç kimse kalmamıştır. Posof’tan değil ama Ardahan-Kars ve çevresinden gelenlerin bu çevrede kurduğu beş köy daha vardır. Bunlardan Doğan konak, Kangal ve Büget de Afşin sınırları içindedir. Fettahdere ve Kurudere ise hemen Afşin’le komşu olan Kayseri’nin Sarız ilçesine bağlıdır.

Posof’tan ya da Posof çevresinden gelenlerin geze geze kurdukları bu köylere daha sonra çevreden gelip yerleşenler olmuş mu?

Tabii ki olmuş! Meselâ bu köylerden birine bir Alevî’yi çoban tutmuşlar. Çoban oradan bir kızla evlenmiş. Onların sekiz çocuğu olmuş. Dolayısıyla bir süre sonra onlar sekiz dokuz hane olmuşlar. Bu ve benzeri şekilde o köylere gelip yerleşenler olmuş. Gölpınar, Büget ve Kangal’a sonradan çevreden gelip yerleşenler tahminen nüfusun yarısını oluşturmaktadır. Yazıdere’ye çevreden gelip yerleşenlerin oranı üçte ikiyi bulmuştur. Kireç’te hiç Posof göçmeni kalmamıştır. Doğankonak’ın tamamı Ahıska kökenlidir.

Hocam, dedeleriniz Posof’tan göçeli 130 yıl olmuş. Peki, Posof’ta kalan akrabalarınızla bağınız var mı?

Bizim ailemizden yani Mollagillerden Halil dede Posof’a gitti. Ohdel köyündeki akrabalarını bulmuş, görüşmüş. Tabi doğrusunu söylemek gerekirse bu şekilde bağ kuranlar azdır.

Dedeleriniz buralara yerleşip bir taraftan buranın hayat şartlarına uyum sağladılar, buranın imkânlarından yaralandılar ama aynı zamanda geldikleri yörede de başka bir kültürleri vardı. Posof’tan buraya neler getirmişlerdir?

O zamanlar buralarda tırpan yokmuş; orakla iş görürlermiş. Bu yöre tırpanı bizimkilerden öğrenmiş. Buralılar, patatesi de bizimkilerle tanımışlar. Yöreye idare lambasını da dedelerimiz getirmiştir. Hamur  işlerimiz bilhassa hinkal gibi pek çok yemek de bizimle birlikte buralara gelmiştir. Kağnıyı yine dedelerimiz yöreye tanıtmıştır.

Yiyecek kültürünüzü merak ediyorum. Posof yöresinde hamur işi ve patates başköşededir. Sizde Posof’tan geldiğini düşündünüz bu yöreden farklı hangi yiyecekler yapılır?

Patatesin belki de on on beş çeşit yemeği yapılır. Hamur işi de öyle: Hinkal, mafiş, bişi, kete, tutmaç,  yarma, papa, çırtlama, lokma, içli kete bunlar hep yapılır.

Düğünlerdeki oyunlardan bahseder misiniz? Bizim yörenin halayı ile buralarınki farklı. O fark sizde de var mı?

Şimdi düğünlerin de şekli değişiyor, önce bunu söylemek lâzım. Bizim halayımızda affedersiniz kıç oynatılmaz. Kol ve ayak hareketleri vardır. Yaşlılar eskiden oyunda kıçını oynatan birini görseler davulu zurnayı durdurup uyarırlardı. Artık davul zurna da kayboluyor.

Peki, konuşmalarınız, özellikle yaşlıların konuşmaları ağız olarak Posof ağzının özelliğini taşır mı?

Tabii. Bak güzel bir olay geldi aklıma. Sorunuza cevap olsun diye onu anlatayım. Durdu Dayı vardı. Onunla beraber bir mecliste Mevlit okuyoruz. Sesi güzeldi ama yaşlı zamanlarıydı. Okuyoruz ama Durdu Dayı Mevlid’in bazı yerlerini acayip uzatıyor. Kulağına eğilip dedim ki, “Dayı niye bazı yerleri atlıyorsun. Bazı yerlerde uzattıkça uzatıyorsun?” O olayın farkında tabi, bana dedi ki: “Çıxaramiyerim! (hatırlayamıyorum)” Yaşlılar geldikleri yörenin ağız özelliğini taşırlardı ama genç nesilde ağız özelliği zaten yok. Artık herkes aynı şekilde konuşuyor.

Posof’tan göçen bu insanların yerleştikleri köylerden çıkıp çevrede tanınan öne çıkmış birkaç isim söyler misiniz?

Nevzat Pakdil (TBMM Meclis Başkan Vekili), Mehmet Kanat (KSÜ Orman Mühendisliği Dekan Yardımcısı), Ramiz Özdemir (Konya’da Kalp Damar Cerrahı), Ergün Özdemir (Bursa İnegöl’de İmam, Din Görevlileri Başkanı, Hattat), Hacı Ahmet Kaya (Elbistan Ziraat Bankası Müdürü), Yahya Kaya (Kahramanmaraş Yöresi Karakucak Pehlivanı), Muzaffer Doğan ( Bakanlık Müfettişleri Teftiş Kurulu Başkanı)…

Peki, yaşlıların Posof’taki yaşayışlarıyla ilgili duyduğunuz birkaç şeyi anlatabilir misiniz?

Zekeriya Kaya diye hoşsohbet bir amca vardı, bu tür şeyleri çok anlatırdı ama aklımda kaldığı kadarıyla anlatayım: Bir harp sonunda çevreye hâkim olan kralı öldürmek üzere giden Emrullah Dedeyi anlatırdı. İşte krala kim suikast düzenler diye soruyorlar. Emrullah Dede gönüllü olarak bu görevi alıyor ama gidip geri dönemiyor. Akıbeti meçhul. Bir de kaçakaçlık zamanı bir kızın ayaklarının pişmesi olayı var. Düşman saldırmış. Saldırı haberi gelince baskından kurtulmak için kız biri merdivenin altındaki fırına girer. Az sonra düşmanlar evi sarar. Kız o süre boyunca ses çıkarmadan bekler. Bekler, çünkü mecburdur. Yalnız, saklandığı fırında az bir süre once ekmek pişirilmiş ve fırının içi sıcaktır. Kız, düşmanın eline geçmemek için saklandığı bu yerde, ayaklarına epey zarar verir.

Posof’a gitmek ister misiniz?

Çok istiyorum. İnşallah bu yaz giderim.

Yüzünden tebessüm eksik olmayan bu bilge insanla 19 Mayıs’ta Posof’a gitmek için sözleştik. Bu yazıda yazılması uygun olmayacak bazı bilgiler bana kalırken Kahramanmaraş’taki Posofluların izi sürmenin zevki de bana kaldı.

Kaynak : http://www.ahiska.org.tr 

Link        : http://www.ahiska.org.tr/?p=999#comment-261

*******************************

 

Ahıska Türkleri

AHISKA AĞITI (1830 düşman saldırısı)

Moskof,ikindide kurdu savaşı,
Mel’ün fırsat buldu verdi ataşı,
Bozuldu Kal’ası dağıldı taşı
Vay ki harab oldu güzel Ahıska
Bozuldu, dağıldı kozel Ahıska.

Seherin yarısı onlara yandı
Ah o figan asumana dayandı.
Şehitler kanıyla yerler boyandı
Vay ki harab oldu güzel Ahıska
Özüne çare bul, güzel Ahıska.

Ahıska’dan çıktı bir ulu duman
Zulüm Arş’a yetti, vermiyor aman
Mevlam Ahirette nasip et iman
Vay ki harab oldu güzel Ahıska
Bozuldu, bağları kozel Ahıska.

Baltalı analar cenge katıldı
Al belekten Çay’ın yüzü tutuldu
Sabi, sübyan ataşlara atıldı
Vay ki harab oldu güzel Ahıska
Özüne çare bul, güzel Ahıska.

Cennet mislin göz önünden gitmiyor.
Viran oldu sağnıad,bülbül ötmüyor.
Elimiz ulaşmaz, kuvvet yetmiyor.
Vay ki harab oldu güzel Ahıska
Bozuldu, bağları kozel Ahıska.
Özüne çare bul, güzel Ahıska.

 

Yorumu formunu geç

    • VEDAT DOĞAN on 10 Ocak 2012 at 01:44

    Benim dedlerimde kalabalık bir aile olarak Malatya Doğanşehir ilçesine yerleşmişler anlatılan sivrisinek hikayesinin aynısını büyük dedem anlatırdı bu bölgeden geçip K.maraş Osmanıye bölgesine giderlerken Adıyaman gölbaşından tekrar buraya dönmüşler sebebide sıcak ve s.sinekmiş ve bu göç eden ailelerle ilgili olarak ilçemiz Halk Eğtm. Md.lerinden Yaşar Yaman beyin bir araştıma kitabı basılmıştır.(93 Muhacirleri ve geldikleri köy ve kasabalar 2004). Bizimkilerin geldiği köy Posof un eski adı (goliskal) yeni adı Gürarmut olan köyüdür.Hala evlerimizde hinkal guymak(kuymak) hasuta yapılmaktadır. Saygılarımla..

    • Bekir KILINC on 19 Şubat 2015 at 02:49

    Vedat Bey bizde Afsinliyiz ama Elbistanda yasiyoruz aslini sorarsan Almanya ama iletisim kurmak isterim sizle tesekkürler.

    • fatih kaya on 28 Ekim 2015 at 18:01

    Bende ahıska türküyüm. Zamaninda gelmis bizimkiler afsin poskof köyüne sonradan kan davasi felan olmus elbistana yerlesmisler. Hatta nevzat pakdil akraba oluyor bizim. Bu makale de ki yazilanlar gercekten dogru.

    • Mehmet KAYA on 04 Aralık 2017 at 08:06

    Diline saglik emmi oglu

Bir cevap yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.