MERCANLI AİLESİ içeriğine geri dön

AHMET MERCANLININ SEFERBERLİKTE YAŞADIKLARI

BABAM AHMET MERCANLI’NIN SEFERBERLİKTE YAŞADIKLARI

Seferberlik harbi başlayınca rahmetlik babam 4 yaşlarında çocukmuş babamın anlattıklarını sizlere aynen yazıyorum:

Dedem Abdullah harbe gidiyor adı üstünde seferberlik harbi eli değnek tutan herkes gönüllü gidiyor. Yurt savunmasına arkalarında gözü yaşlı eş ve çocukları bırakarak herkes cepheye gidiyor, gitmeyen kadınlar kızlar ihtiyarlar kalıyor yaşadıkları topraklarda kalan kadın ve yaşlılarda atlara eşeklere getire bildikleri kadar yiyecek giyecek ve çocuklarınıda alıp Erzurum kars taraflarından orta anadoluya doğru kaçmaya başlıyorlar yüzlerce kadın kız ve çocuklar savaş devam ediyor nerden ne geleceğini kimse bilmiyor. Birkaç gün geceli gündüzlü yolculuktan sonra azgın akan bir suya geldik derdi babam o azgın akan sudan geçmek haylı bir zor olmuş yüzlerce kadın kız çocuk o suyun başında bir gece kalırlar

Sabahınan geçmenin çarelerini ararlar suyun bir dar mesafeli yerini bulurlar o dar mesafeli yerden geçe bilmek için taş dizerler biraz ağaç bulurlar başlarlar geçmeye bir kaç kadın suya kapılıp kaybolur hayvanların geçmesi imkansız, hayvanları geçiremezler hayvanlar olmayınca yükleride kalır hayvanların taşıdığı yükler genelde küçük çocuklarmış onlarca kadın kundakdaki bebeklerini o azgın suya atarlar getirme inkanları olmadığı için sıra ebem fadimeye gelir ebem babamı atmıya kıyamazda suyun öteyanında bırakarak ebem kendisi geçer dönüp bakarki çocuk yani 4 yaşlarında olan babam yürüyerek suyun başına yeliyor ebem hemen koşar çocuk suya gireçek kaybolacak diye korkar tekrar suyu geçer çocuğu sırtına sarar o taşlardan ağaçlardan dört elli tutunarak geçer diyer kafileye katılırlar.

Konaklıya konaklaya aylar sonra Afşin kalesinin eteklerine ulaşırlar oralarda bez parçalarından kendilerine birer barına bilecekleri yerler temin ederler.

Bu arada Afşinin köylerinden bir yaygara kopar işte Erzurumdan karstan bir sürü kadın kız gelmiş Afşin kalesinde kalıyorlarmış diye o köylerde karısı ölen erkekler evlenme çağı gelen gençler toplanıp kaledeki bu çaresiz ve açsusuz insanların etrafını sararlar Kuşkayasından kökömer adında bir adam gelir ebemi ister kökömerin karısı ölmüş ebemde derki bak seninle evlenirim ama benim bir oğlum var kabul edersen evlenelim der kökömerde kabul eder alır.

Ebemi babamla birlikte Kuşkayasına gelirler bu arada babam bir göz hastalığına yakalanır o zamanda doktor yok babada yokki bir çare araya babalık yani kökömer pek aldırış etmez.

O yıllarda Sinekli köyünde bir yaşlı kadın yaşarmış bu kadın yaralara hasta olanlara ottan kökten ilaç yaparmış ebem bunu duyar babamı alır birgün sinekliye köyüne götürür o kadını bulurlar kadın bakar babamın gözüne çamdan ilaç yapar çamı iki taş arasında un haline getirir babamın gözüne koyar birde ottan ilaç yapar onuda koyar o un halindeki cam babamın gözünü açıp kapaması esnasında kılcal damarları kesmiş ve göz damarları kurumuş.

Neticede 9 yaşındayken babam kör olur ozamanlarda Afşinin lorşun köyünde bir adam varmış çevre köylerde kör topal nekadar engelli çocuk yaşlı varsa toplar dilendirmeye götürürmüş babamıda duyuyor bu lorşunlu adam ve gelip kökömerden babamı dilendirmek üzere 6 aylığına alır belli bir para karşılığı altı ay sonrada çocuğunu getiririm diyor kökömerde razı oluyor babamı 6 aylığına para karşılığnda 10 yaşındayken lorşunlu bir adama satıyor adam babamı alıyor.

Türkiye’nin muhtelif yerlerinde dilendiriyor her altı ayda bir getiriyor kökömerle yeni bir anlaşma yapıyorlar tekrar götürüyor derken bu iş 8 yıl devam ediyor bu arada kökömer ölüyor ölünce o arada Kuşkayasında yaşayan o zamanın alimlerinden nazır hoca adında bir adam varmış hemen babamı yanına alıyor babama kuran okutmaya başlıyor.

O sene ebemde ölüyor babam kalıyor yalnız başına babamın ebemden kardeşleri hacı yasin ve muhsin kardeşleri varmış ama onlar küçüklermiş hemde babam kör olduğundan çok ilgilenmezlermiş bu nazır hoca babama beyağ bir kuran ezber ettiriyor.

Bu arada soy isim kanunu çıkıyor babamın anadan kardeşleri ceyhan soy ismini alıyor babamı yazdırmıyorlar babamda bir isim bulamıyor nufus memuru babamın haline acıyor ahmet senin soy ismini ben koyuyorum diyor babam soruyor ney koyacaksın diye nufus memuru diyorki sen mercan gibi bir çocuksun senin soy ismin mercanlı olsun diyor.

Bu arada annem dayılarımla kışladan kalkıp kuşkayasına çoban geliyorlar annemde 13 yaşında çocukmuş bu nazır hoca dayılarıma birgün diyorki bak sizinde kimseniz yok bu kızda büyüyüp geliyor gelin bu kızı bu köre verelim adam hafız torlar toplar köy yardım eder bir ekmek yerler der dayılarımda nazır hocayı kırmazlar bacılarını babama verirler ve annemle babam evlenirler bu senelerde babam elbistan ümmet baba camii ne imam gider elbistanda bir kaç yıl kaldıktan sonra tekrar köye kuşkayasına gelir köyün ileri gelenleri babama bir ev yeri verirler ev yapmak için babam bir kaç yıl daha dilenmeye gider 1953 yılında kuşkayasına ev yapar derken çocukları yetişirler bu arada savaşa giden dedem Abdullah Savaş biraz durur gibi olunca Erzurumdaki köye gelir bir dedem deyil yüzlerce erkek köylerine dödüğünde kimse karısını çocugunu yerinde bulamaz sorarlar ararlar herkes karısını çocuğunu ama kimse bulamaz dedemde Erzurumda birisiyle evlenir o evlilikten veziren adında dedemin bir kızı olur birkaç yıl sonra dedemde ölür babam rahmetli bana bunları o günleri yaşaya yaşaya anlatırdı ağlardı ben ilk okuldan 1975 yılında mezun oldum 1977 yılında babamın ağzıyla bir mektup yazdım Erzurum ili olur ilçesi tavusker köyü muhtarlığı adresine gönderdim aradan 1 yıl geçti mektuba cevap geldiki orda veziren adında bir halam var dedem ölmüş halamda evlenmiş halamın 3 oğlu 2 kızı olmuş başkada yakını yok babamın babam kuşkayasına böyle yerleşmiştir meşekkatlı bir hayat yaşadı babacığım 1997 temmuzundada sizlere ömür hakkın rahmetine kovuştu

YAZAN :HİKMET MERCANLI

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.