Tarihçe

KUŞKAYASI KÖYÜNÜN TARİHÇESİ

Köyün tarihçesi: Köyün kuruluşu Osmanlı-Rusya savaşına dayanmaktadır.1877-1878 Osmanlı-Rusya savaşından sonra(93)harbi Muş ve Ardahan dolaylarından göç edenler bugünkü köyün bulunduğu yere yerleşmişlerdir. Köyün adını köyün karşısındaki tepenin üzerinde bulunan küçük bir mağarada yaşayan kuşlardan almıştır.Köyün kurulduğu yıllarda söz konusu yerlerde çok kuş olduğundan köye kuşkayası köyü adı verilmiştir.

Köy güney batısından Afşin ilçesi,Kuzey Batısından İğdemllik köyü ,kuzeyinde Çoğulhan kasabası doğusunda Elbistan ilçesine bağlı Karahöyük köyü ile komşudur. Hurman çayı köyün otlak, harman yeri, spor sahası ve dinlenme yeri gibi çok amaçlı olarak kullanılmaktadır.

Köy 120 hane olup,

Devlet İstatistik Enstütüsünün verilerine göre nüfusun 1990 sayımında 696, 1997 nüfus sayımında ise 546 olduğu gözükmektedir.
Bu durum kırsal alandan, kentsel alana doğru göç olgusunun olduğunu göstermektedir. Göçler daha çok Adana, Hatay, Mersin, İstanbul illerine yapılmaktadır. Karsal iklimin hakim olduğu köyde, yazları sıcak ve kurak kışları soğuk, yağmur ve kar yağışlı geçmektedir. Yakacak olarak hurman çayı çevresinde yetiştirilen söğüt ve kavak ağaçları ile, Afşin ve Elbistan kömür havzasından çıkarılan düşük kalorili kömür kullanılmaktadır. Köyün en önemli geçim kaynağı ilk yıllarda hayvancılık ve tarımdır. Ancak son zamanlarda küçük baş hayvancılık kalkmış yerini besiciliğe bırakmıştır. Köyün hemen 4 km üstünde kurulan Afşin-Elbistan termik santırali köyü maddi manevi açıdan etkilemiştir. Termik kurulmadan önce köyde nohut, fasülye gibi baklagiller yetişirken şimdi hava kirliliği yüzünden şuanda yetişmemektedir. Bağda aynı şekilde bunlardan nasibini almıştır.

KÖYÜMÜZÜN YAŞAMI

Kuşkayası köyü Afşin ilçesinin köyleri içinde en güzel olan köylerden biridir. Yeşillik alanın çok olmasıyla baharda piknik yapmak için vazgeçilmez ve bulunmaz yerlerdendir. Özellikle köyün içinden geçen ve adına şarkılar, türküler yakılan hurman çayının bulunması köye başka bir güzellik katmıştır. Yörenin sanatçılarından Mahsuni Şerif köyümüzde kalıp köyümüz ve Hurman çayı adına türküler yazmıştır. Hurman çayında köylü balık yakalayarak balık tutma ve yeme zevkinden mahrum kalmamıştır. İlk zamanlarda Hurmandan su içilecek kadar temiz olması, Hurmanın çok temiz olduğunu gösterirken, gittikçe pis suların Hurmana akması Hurmanın o güzelim suyunu kirletmiştir. Ama yinede köyümüze ayrı bir güzellik katmıştır. Hurmanın kenarında köy halkı bostanlık yapmış ve yazın yiyeceği sebze ve meyvesini çıkarmaktadır.

Köy halkı:

3. ayda pancarını
4. ayda ise güneyik(çerezlik çekirdek)ekmektedir.
11.ayda buğday ekerek geçimlerini sağlamaktadır.

Köylümüz 6 ay çalışıp 6 ay yatar.
Dinlenmenin 6. ayının sonunda yoğun bir iş temposuna girer. 6 Ay motorların sesi kesilir 6. ayın sonunda motorların sesi açılır ve karınca gibi yaşlısı genci çalışma temposuna girer.

Düğünlerini bile hasat sonlarına ayarlarlar. Düğünlerden daha sonra bahsedeceğiz.

Köy halkı binbir emekle çıkardığı çekirdeği ilk zamanlarda yok pahasına satmak zorundadır. Durumu iyi olanlar mahsüllerini depolara koyarak daha sonraki zamanlarda satarak kar elde etmektedir. Belkide şuanda çıtlattığınız çekirdekler Kuşkayası köyünün çekirdekleridir. İnanın o mahsüllerin topraktan çıkıp harman yerine gelip satmaya hazır hale gelene kadarki verilen emeği görseniz dersiniz ki; “Bu halk bu topraktan ürün değil altın çıkarmaya çalışıyor” dersiniz. Görmeden anlamak çok zor.

Hurmanın kenarındaki yeşil alana tarladan getirilen çekirdekler buralara serilerek kurumaya bırakılır. Günde üç defa ters çevirme işlemi yapılır. Bu işlem çekirdek kuruyup biçere verilecek hale gelene kadar devam eder. Çadırlar kurulur. Ta ki satılana kadar harman yerinde yatılır kalkılır. Yemekler harmanda yenir içilir. Akşam olunca bir yere toplanılır ve burada gecenin ikisi üçüne kadar sohbet edilir ki bu sohbetlere doyum olmaz. Çekirdek kuruduktan sonra biçere verme işlemine sıra gelir. Harmana serilmiş olan çekirdekler (el emeği göz nuru olan altınlar) tek tek tırnak vurularak toplanır. Toz bile kondurmamaya çalışılır ki çekirdek ne kadar beyaz, parlak çıkarsa o kadar çok fazla para eder. Biçere verildikten sonra sıra altınlarını bozdurma sırsına gelir. Çiftci satmak zorundadır. Çünkü bunları satarak oğlunun ve kızının çeyiz parasını ödeyecektir. Bunu bilen bazı esnaflar köylümün binbir emekle çıkardığı çekirdeğini ucuza almak istemektedir. Mesela bu yılın başında çekirdek bir milyon gibi düşük bir fiyata giderken şuanda bir milyon 750 bin Tl’ye gitmektedir. Aradaki farkı hesapladığınızda çok büyük bir fark çıkmaktadır. Bu işle uğraşan tüccarlarımızı köyümüze bekleriz.

Aynı şekilde pancarı düşündüğünüzde hatta pancar işinin çok daha fazla olduğunu söyleyebiliriz.

Köylü bu emeklerle geçimini sağlamaktadırlar. Burada her şey pancar veya çekirdek veresiye alınır. Mahsüllerden alınan paralarla borçlar kapatılır. İlk zamanlarda köyden dışarıya kız alıp vermedikleri için köyün tarlası 17 bin dönüm civarında olduğu söyleniyor. Bu şekilde tarlalarda azalma olmuş. Köyden kente göç olduğu için köydeki hisselerini köy dışındakilere satarak köyün içinde köy dışındakilerin de tarlaları bulunmaktadır. Şuanda köyün 7 bin dönüm arazinin ancak kaldığı söyleniyor.

!!!!!….. Kuşkayası KÖYÜ İlkokul Ögretmenlerine katkılarından dolayı Teşşekkür ederiz…..!!

İKLİM

Burada kışları çok fazla olmamakla birlikte kar düşer. Karında yağması lazım ki o yıl bereketli olsun. Kar, yağmur demek bereket demek.

1980 da kar ve yağmur o kadar çok yağmış ki Hurmanın kenarındaki evleri sel almış. İki gün aralıksız yağmur yağdığı söyleniyor. Devlet de yardım amacıyla köyün kuzey tarafında konut evleri yapmış ve buraya selde evleri yıkılanları buraya yerleştirmiş ve buraları köylüye vermiş. 2000 yılında ise tam tersi olmuş koca Hurman kurumuş. O yıl ekilen ürünlerden verim alınamamış. Hurmandaki canlılar bile susuzluktan yaşayamamışlar.

1980 yılında Hurmanda evleri yıkılanlar: H.Mehmet Durna, Seyit Sezer, Şükrü Kurt, İsmet Kılınç, Zekeriya Sezer, Ömer Çetinkaya, H.Aslan Sönmez, Halil, Yazın çok serin olduğu için il dışına çıkanlar yazın buraya gelerek sıcaktan kurtuluyorlar.

DÜĞÜNLER

Öncelikle kız istendikten sonra tatlı yenir. Tatlı yeme işi aileler arasında olur. Daha sonra nişan yapılır. Nişanda takılar takılır. Kim ne takarsa takılan yazılır. Daha sonra aynı takılanı karşı tarafa takarlar. Bu bir türlü yardımlaşma yani ödünç verme diyorlar. Düğünler Cuma öğleden sonra başlar. Davullar çalınır, halaylar çekilir. Cumartesi düğüne devam edilir. Akşam kına yapılır. Kız tarafından kızın eşyaları (çeyiz deniyor) bugün getirilir.

Pazar günü ise sabah yemekler yenir halaylar çekilir. Saat 10 gibi arabalarla gelin almaya gidilir.


Gelin getirildikten sonra içeriye girmeden önce oğlanın babası ve annesi kıza indirtmelik (gelinin eve girmesi için) bir şeyler vermesi gerekir, yoksa gelin eve girmez.

Gelin eve girdikten sonra düğün sona erer. Köyde örf ve adetlerine halen güncelliğini korumaktadır.

EĞİTİM

Köyde 1954 yılında açınla bir ilköğretim okulu bulunmaktadır. Okulda beş öğretmen bulunmaktadır. 160 öğrenci sayısı ile o zamanlarda nüfusunun da kalabalık olduğu anlaşılıyor. 6. 7. 8. sınıflar Höyüklü ilköğretim okuluna devam etmektedir. köyde okuma-yazma oranı çok düşük, ortaöğretime ve yüksek öğretime devam eden öğrenci sayısı yok denecek kadar azdır.

Köyde 1954’te bir sağlık evi mevcut olup, sağlık personeli olarak köyde bir ebe görev yapmış.

Şuanda nüfusun az olmasıyla sağlık personeli çalışmıyor.

Okul 1964 yılında yapıldığı için okula gelen öğretmenlerin desteğiyle okul ayakta kalabiliyor. Ancak eski bina olduğu için nekadar tamir yapılsada bir taraflardan patlak veriyor. Boya yapıla yapıla boya vurulacak yer kalmamış. 17/09/2001 yılında köye gelen Necati Şevik ve Selçuk Gözüküçük, muhtar Hitler Şimşek ve köylülerle birlikte kollar sıvanarak işe başlandı.

İlk olarak kurban derilerinin toplanmasıyla işe başlandı. Toplanan deri parasıyla çok kötü olan okulun tabanından başlandı. Tabanı mermer yapıldı. Buğday çıkarıldıktan sonra köyden 5 ton civarında buğday toplandı, bununla da kalmadı okulun tabanı ve tavanı boyandı. 3 ton civarındada çekirdek toplandı.

Bunlardan gelen paralarla tuvalet yeniden yapıldı. Fayanslarla yapılarak pırıl pırıl oldu. Çocuklar tuvaletten sonra sabunla ellerini yıkayarak temizlik alışkanlığını kazanmış oldular.

Sınıfın biri kütüphane haline getirildi. Kütüphaneye yardımseverlerin sayesinde kitap getirildi. İki kitaplık oluşturuldu. Şuanda isteyenler gelip kütüphaneden kitap alıp okuyabilmektedir. Buraya 5 tanede bilgisayar alındı ve öğrenciler bilgisayara kavuştu. Şuanda öğrenciler bilgisayar dersi görmektedir.

2002 yılanda biraz geç te olsa eğitime farklı bir şekilde başlandı. Köylünün bukadar çok destek yapması diğer köylüleri şaşırttı ve tebrik ettiler.

Muhtar Hilter Şimşek’in maddi ve manevi desteği çok oldu. Yardımlarından dolayı teşekkürler, Allah razı olsun.

Bu şekilde yardımlarını esirgemeyerek desteklerini vermeye devam ederlerse eğitim ve öğretim bir hayli yol alacak ve almaya devam edecek.

Değerli Kuşkayalılar,

Öncelikle sitemizi ziyaret ettiginiz için cok teşekkür ederiz. Şuan sitemiz hazırlık aşamasındandır.
Bu yüzden sitemiz için çalışmalarımız devam etmektedir. En kısa zamanda sizlerin memnun kalacagınız ve ulaşabileceginiz her şeyi bu sitede görmek mümkün olacaktır.

Sizlerde köyümüz hakkında her türlü bilgileri bizlere gönderebilirsiniz.

İlginize birkez daha teşekkürler.


AFŞİN    İLÇESİ

www.afsin.gov.tr

ESHAB’ÜL-KEHF KÜLLİYESİ

ESHAB’ÜL-KEHF KÜLLİYESİ:

Eshab’ül-Kehf Külliyesi Afşin İlçe Merkezine 7 km. mesafede, yolu asfalt, camii, ribat ve kervansaraydan oluşan komple bir yapıdır.

Camii, eski bir bizans kilisesinin onarılması ve kilise mihrabı olan absis üzerine büyük bir kubbe ilavesiyle gerçekleştirilmiştir. Kitabesinden Dulkadiroğulları zamanında onarım gördüğü anlaşılmaktadır.

Ribat, tipik bir bizans kışlasıdır. 610 tarihli kitabesinde Anadolu Selçuklu Sultanlarından Keykavus Bin-i Hüsrev tarafından örtü sisteminin yenilendiği ve önüne Selçuklu sanatının güzel örneklerinden biri olan Taç Kapının eklendiği anlaşılmaktadır.

Kervansaray, tipik bir Selçuklu eseridir. Külliye, hemen hemen tüm medeniyetlerden bir iz taşımasına rağmen, ahenkli bir yapı görünümündedir. 1959-1960 yılları arasında restore edilen Külliye, o zamandan bu yana kendi kaderine terkedilmiş iken, Kaymakamlığın girimleri ile onarımı ve çevre düzenlemesine başlanmıştır.

Eshab’ül-Kehf, mağara arkadaşları anlamındadır.

***************************************************

Köyümüzde Kullanılan Kelimeler (KÖY LEHÇESİ)

Aşvermek=Hamile kadının yeme istekleri
Asik=Kadın veya az anlamında
Alenmek=Dalga geçmek (Durmak)
Azıcık=Biraz
Ahaya=İşte
Ahraz=Dilsiz
Ananmak=Yuvarlanmak
Avrat=Kadın
Bastanbalık=Merdiven
Bayaktan=biraz Önce
Baykuş=Murat kuşu (Guguk)
Buncaz=Bukadarmı
Bıtırak=dikenli ot
Bıldır=Geçen sene
Bibi=Hala
Bilalemek=Kesici aletleri Keskinleştirme
Bonkör=Eli açık,Cömert
Boyna=Devamlı
Böcük=Böcek
Bürük=Yazma
Calpatmak=Sallayarak dökmek
Cılga=Yaya yolu
Cıncık=Camkırığı
Cöp=Cep
Cüvere=Sigara
Ceyran=Elektirik
Culuk=Hindi
Cücük=Civciv
Çalık=Ayağı sakat
Çalkama=Ayran
Çabıt=Bez parçası
Çerçici=Seyyar satıcı
Çivit=Meyve çekirdeği
Çimmek=Yıkanmak
Çöğdürmek=Küçük su dökmek
Çirkef=Bulşan edepsiz
Çörten=Oluk (su akıntısı için takılan boru)
Çömçe=Kepce
Çit Sürmek=Kara saban ile tarla sürmek
Dam başı=Evin toprak olan Üstü
Davar=Koyun
Don-Köynek=İç çamaşırı
Dulda=Esintisiz yer
Duluk=Yanağın iç kısmı
Dıngrdak=Koyuna takılan zil
Elekci=Çingene
Ellam=Herhalde
Evraç=Ekmek Çevrilen Özel ağaç
Evlik=Oda
Fistan=Elbise
Gıdık=Bogazın altı
Girallık=Erzak saklanan yer
Gucele=Zor
Guşene=Tencere
Gütmek=Hazvan otlatma
Habe=Hayvanın sırtına vurulan iki gözlü çanta
Herif=Erkeye hitap
Helke=Bakır kova
Honker=Deyerli İnsan
Hıyar=Salatalık
Hume=Tarlada güneşten korunmak için gölgelik
Işkın=Yenen dikenli ot
Irahmetlik=Rahmatli
İrezil=Rezil
İtdirsa=Arpacık(Gözde çıkan yara)
Kafa kağıdı=Nufus cüzdanı
Kayıt Görmek=Alış veriş etmek
Kenef=Tuvalet
Kemlik=Kötülük
Keleş=Güzel
Kevgir=Süzek (İlistir)
Kitik=Asma kilit
Kirik=Eşşek sıpası
Kom=Koyunların Ahırı
Kösüre=Kesici aletleri Keskinleştirmekte kullanılan alet
Kumpür=Patetes
Lo taşı=Evlerin Toprak olan üstünü sıklaştıran silindir taş
Lalek=Leylek
Lalenmek=Taklit etmek (Ağıza ökenmek)
Levla azmış=Çirkinleşmiş
Midara=Tenezül
Mintan=Gömlek
Masimek=Dikkate almak
Malamat=Rezil
Mozillenme=Nazlanma
Naazer=Ne gezer
Nörek=Ne yapalım
Noruyon=Ne yapıyorsun
Öllük=Çocukların altına konan elenmiş toprak
Ötoon=Önceki gün
Okenmek=Ağızı eyip bükerek taklit etmek
Okuntu=Davetiye
Oncaaz=Okadarmı
Oürsemek=İneklerin çiftleşme dönemi
Omisilli=Değerli
Obuyaşı=Ellere karşı
Pırtı=Elbiselik
Pürçüklü=Havuç
Sahan=Tas
Sekmen=Balkon
Seklem=Eksik
Sındı=Makas
Sini=Büyük tepsi
Sitil=Küçük bakır kova
Soyka=Kızma sebebi ile yaramaz demek
Soukkuyu=Lastik Ayakkabı
Sürtmek=Başı boş gezmek
Şikirsiz=Çirkin
Şiyle=Şu taraf
Tebbelleş=Musallat
Tezek=Hayavan gübresinden elde edilen yakacak
Tummak=suya dalmak
Tombalak aşmak=Takla atmak
Toplu=Pencere
Tosba=Kaplumbağa
Tuman=Kadınların Köylerde giyindiği geniş don
Üflük=Islık
Üleş=Hayvan ölüsü
Uçkur=Don lastiği
Verep=Yokoş
Yalık=Mendil
Yiğni=Hafif
Yüklük=Yatak yorgan konan yer
Yüklü=Hamile kadın

Eklemek istediklerinizi lütfen bildirin.